İSLAMİ DAVETTE KADININ YERİ VE ÖNEMİ–3

go here “Ey iman edenler! Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyun”.(Tahrim/6) Daha önceki yazımızda; Ailenin İslam’ın kalelerinden bir kale olduğunu ve bu kalenin hisarlarının mutlaka korunması gerektiğini izah etmiştik. Bu kalenin korunma görevi Müslüman anne ve babalara aittir. Ancak Müslüman baba, aile adı verilen bu hisarın kurtarılıp korunması için kâfi gelmez.

Mutlaka Müslüman annenin de olması icap eder.

Anne ve baba bir araya gelerek oğullar ve kızları yetiştirirler. Yoksa sadece erkeklerden müteşekkil bir İslam cemiyeti kurma çabası, boş bir çabadan öteye geçmez. Bundan dolayı bu cemiyette mutlaka kadınlar da olmalıdır. Çünkü yetişecek neslin koruyucusu onlardır. Geleceğin tohumu ve meyvesi onlardan yeşerecektir. Tahrim suresinde geçen ayette, erkekle birlikte kadına da aileyi ve çocukları koruma görevi verilmiştir. Aileyi ve çocukları korumak; Onları edeplendirmek, öğretmek, Allah’ın emirlerini yerine getirmeye mecbur etmekle olur. Kul, hem kendisi hakkında hem de idaresi altında bulunanlara Allah'ın emirlerini yerine getirmedikçe kurtulamaz. Rasulullah (as) hadisinde şöyle buyurmaktadır: “Her çocuk İslam fıtratı üzerine doğar, sonra onu terbiye eden anne-baba Yahudi iseler Yahudi ahlakıyla, Hıristiyan iseler Hıristiyanlıkla, Mecusi iseler Mecusilikle ahlaklandırır”. (Buhari) Bu hadiste efendimiz, ümmetine batıl dinlere sahip olan millet ve şuursuz ailelerin düşeceği tehlikeleri haber veriyor. Yaratılış gereği çocuğun inancını öğrenmeye meyletmesi tabidir. Çocuk din, fıtrat ve iyi bir terbiyecinin himayesinde ileriki yaşlarında imanen olgunluğa ermektedir. Anne ve babaya düşen ise yaratılışta temiz olarak dünyaya gelen çocuklarını yaratılış gayesi uğrunda yetiştirmektir. Bunun için öncelikle ailenin kendini yetiştirmesi gerekmektedir. Özellikle çocukların anneleriyle geçirecekleri vakit daha fazla olacağından, annenin sorumluluğu daha büyüktür. Müslüman kadın bu sorumluluğu yerine getirirken, elbette Kur’an ne Sünnet yolunu takip etmelidir. Özellikle de batının ahlak ve yaşantısının hâkim olduğu günümüzde, çocuklarını bu durumdan Kur’an ve Sünnet ile muhafaza etmelidir. Gerçekten de batının çocuklar üzerindeki etkisini hafife almamak gerekir. Özellikle de televizyonlardaki sinema, diziler, hatta çizgi filmlerinin dahi, batının ahlak, kültür ve yaşantısına özendirilmesinde büyük etkisi vardır. Yine batıdan bizlere geçen yılbaşı, doğum günü, anneler günü gibi özel günlerin de çocuklara özendirilmesi batının oyunlarından biridir. Şuurlu Müslüman kadın, bütün bu oyunların farkında olarak, çocuklarını batı ahlakından kurtarmak için tüm gücüyle mücadele etmelidir. Onlardan önce Müslüman kadın çocuklarına İslam ahlakını aşılamalı, İslam’ın kültür ve yaşantısını öğretmelidir. Bir Müslüman çocuğu neden Amerikalı şarkıcı, artist ya da futbolcu yerine Müslüman şahsiyetleri tanımıyor? İslam’ı anlatmaya Resulullah’ı, peygamberleri, sahabeyi ve âlimlerimizi tanıtıp sevdirmekle başlayabiliriz. Çocuklarımız Hz.Ebubekir’in doğruluğuyla, Hz.Hamza’nın cesaretiyle, Said bin Amir’in takvasıyla, Habbat bin Eret’in fedakârlığıyla büyümelidirler. Müslüman kadının çocuğuna karşı olan sorumluluğundan bir diğeri de; İbadete teşvik edip haramlardan alıkoymasıdır. Resulullah (as) hadisinde şöyle buyurmaktadır; “Evladınız yedi yaşına geldiğinde onlara namaz kılmalarını emredin. On yaşına geldikleri halde hâlâ kılmıyorsa namaz için dövün”. (Ahmed-Ebu Davud). Çocuklar yedi yaşına geldiklerinde zaruri ihtiyaçlarını kendi başlarına yapabilecek hale gelirler. Onları bu devre içinde namaza alıştırmak anne-babanın görevidir. Hadiste her ne kadar namaza değinilmişse de, eğitim sadece bununla sınırlı değildir. Resulullah (as) aynı zamanda burada, çocuk eğitiminin küçük yaşta başlaması gerektiğine dikkat çekmiştir. O yüzden çocuğa itikadî ve ahlakî bilgiler de verilmeli. Allah ve Resulü hakkında sağlıklı bilgiler aktarılmalıdır. Çünkü küçük yaşta öğretmek taş üzerinde nakış yapmaya benzer ki kalıcıdır. Şuurlu Müslüman kadın tarih boyunca daima çocukların eğitimi konusundaki sorumluluğunun bilincinde olmuştur. Nice şahsiyetleri yetiştirme, onlar üzerinde etkin olma, kalplerine hâkim olma, gönüllerine en şerefli değeri nakşetme hususunda Müslüman kadın son derece başarılı olmuştur. Bunun en kuvvetli delili, şuurlu ve seçkin kadınların şuurlu ve seçkin erkeklerin çocuklarından daha faziletli çocuklar yetiştirip terbiye etmiş olmalarıdır. Mesela Zübeyir bin Avam büyüklüğünü, o nurlu karakterini annesi Safiye binti Abdülmuttalib’e borçludur. Zübeyir’in oğulları Münzir ve Urve bin Zübeyir, anneleri olan Ebubekir’in kızı Esma’nın yetiştirdiği meyvelerdir. Bunlardan her birinin övgüye layık bir makamı vardır. Arap cömertlerinin lideri ve en şerefli genci Abdullah bin Cafer, küçük yaşta babasından mahrum kalmış ve onu annesi Esma binti Umeys yetiştirmiştir. Abbasi döneminde ise, çocuklarına yücelik ruhunu, zirveye erişme ve yükselme aşkını veren büyük kadın önümüze çıkmaktadır. Bunlardan biri halife Harun Reşid’in veziri Cafer bin Yahya’nın annesi, diğeri ise henüz bebek iken babası vefat eden evladının terbiye ve bakımını üstlenen imam Şafii’nin annesidir. Rabbim çocuklarını birer İslam eri olarak yetiştirip Allah’ın davasına yardımda bulunan tüm kadınlardan razı olsun. Biz Müslüman kadınları da bu ahlak ve şerefle nasiplendirsin. Âmin.

 

http://tilteed.com/?encefalitos=short-term-trading-strategies-book&1c0=2e Sinem UÇAN

 

follow  

 

adana cuma sohbetleri

YAZANLARIMIZ


IMAGE
click 1- M.Beşir ERYARSOY
IMAGE
see 3- Kâzım SAĞLAM
IMAGE
etxcapital 7- Talha M. AY