İslami Toplumsallaşmanın Bazı Problemleri

online dating vor und nachteile Temelde sivil toplumun güçlenmesi beraberinde hem imkânlar hem de problemler getirir. Doğru yerde ve düzgün bir stratejiyle oluşur ve yönlendirilirse, iktidar sahiplerinin keyfi icraatlarına engel olabilir. Ülkenin fikrî ve toplum yapısına olumlu katkı sağlayabilir. Farklı toplumsal anlayışların varlığını da hesaba katarsak, çeşitlilik ve renklilik çatışma ortamından çıkarılıp zenginlik atmosferine dönüşebilir. İslâm’ın hüküm ferma olduğu ülkelerde ve zamanlarda farklılıklar, İslâm’ın genel şemsiyesi altında kendilerine yer bulabilir/bulabiliyorlardı. İnsanlık düşmanları, nesli ve harsı bozmak isteyen nadanlara da geçit verilmezdi. Toplumsal örgütlenmelerin, insanlığın başına bela olan, zararlı unsurları ıslah etmeye çalışmak aslî işi olmalıdır. Devlet de bunlara destek vermelidir. Bizim inanışımızda ve erk sahibi Müslümanlar olduğu dönemlerde genel itibarıyla bu böyle uygulana gelmiştir. Arızî haller her zaman olabilmiş, ama genel gidişat güçlü olduğumuz zamanlarda böyle idi.
Zaafiyetler baş gösterince, dengemizi kaybettik, dengeyi kaybedince adaletimiz de zedelendi. Adalet zedelenince pusuda bekleyen İslâm ve insanlık düşmanları harekete geçtiler ve bizim en zayıf taraflarımızı abartarak propaganda yaptılar.
Bugün bu zaafiyetlerimiz değişik şekillerde istismar ediliyor, ülke, Müslümanlar ve insanlık adına kullanılıyor.
İslâm’ın hüküm ferma olmadığı dönemlerde/bugünlerde toplumsal faaliyet gösteren herkes dikkatli olmak mecburiyetindedir. En büyük dikkat ve itina ile hareket etmek de iktidara düşer. Kimin ne kadar gücü ve yetkisi varsa o denli sorumludur. Sorumluluk ile yetki arasında adalet olması lazım. Yetkiyi çok sorumluğu yok kabul etmek insanı layüsel kılar. Tersi de yanlıştır; yetkisi yok sorumluluğu çok gibi uygulamalar da insanı köleleştirir.
Erk sahiplerini uyarmak, onlara doğru yolu göstermek her Müslüman’ın hakkı, haktan öte görevidir. Güç baştan çıkarıcıdır, baş döndürücüdür, güce boyun eğen yalakalar çoktur.
Erk sahiplerinin baştan çıkarıcı durumlar, herhangi bir sosyal yapı; dernek, parti, cemaat, sendika vs. için de geçerlidir. Kamunun ortak değeri olan maddî ve kültürel alanlarda, imkânlardan faydalanmayı tekeline almaya çalışmak sonra da erk sahiplerini sorumlu tutmak ahlâki değildir. Böylelerin ikaz etme ve yol göstermeleri tesir etmez, inandırıcı da değildir. İkaz ve yol göstericiliği; sadece, erkten beklentisi olmayanlar, erkten yararlanıp güç devşirmeye tenezzül etmeyenler, insanlığın menfaatini önceleyenler, bu görevi hakkıyla ifa edebilirler.
Müslüman halktan sistem içi çalışma yapanlar; erkin imkânlarını kullanıyorlarsa, erki ellerinde geçici de olsa bulunduran hükümetlerle; ya açık bir mutabakata vararak faaliyetlerini yürütmelidirler veya kendi ahlâkî anlayışları çerçevesinde ve bugüne kadar süregelen tavırlarını aynen muhafaza ederek yürütmelidirler. Kendi değer yargılarına bağlı kalarak –ahlâkî, insanî, ticarî, kültürel- gelişimini sürdüren cemaat, grup, dernek, vakıf, parti, sendika… toplum tarafından takip edilir ve duruşlarını bozmadıkça halk tarafından saygı duyulur, böyle bir yapılanmaya erk sahipleri karşı çıkamaz. Çıksa bile haksızlık yapmış olur ve halk onları bağrına basar.
Bu değerlendirmeler ışığında İslâmî cemaatlerin tavırlarına tekrar dönersek; sosyal ve kültürel faaliyet gösteren Müslümanların net planları olduğu söylenemez. Açık faaliyet gösteren cemaatler arasında tarikat ehli, yılların tecrübesiyle bir hatt-ı hareket çizmişler, çizilmiş olanı biraz güncelleştirerek devam ettiriyor. Bunun dışına çıkan siyasetle ya aynileşiyor veya kendi zemininden kayıyor. Kayınca da kendisi olmaktan çıkıyor.
Bazı tarikatlar, gelişerek ve büyüyerek varlıklarını sürdürüyorlar, kimi geleneklerine bağlı gelişiyor, kimi zikzaklar çiziyor. Tarihi süreç içinde onların da bir kısmı kendi çizgilerinden çıkarak savrulacağını göreceğiz, çünkü emareleri var. Bazı dışa çıkışlar hayırlı da olabilir. Çünkü dış dünyayla irtibat, kendilerinin dışındakilerle karşılaşma ve yüzleşme, insana yanlışlarını fark ettirir. İyi niyetli ve gelişen dünyaya göre mücadele vermek isteyenlerin bu tür değişiklikleri iyiye doğru gelişme olarak değerlendirmek daha doğru olur. Böyle değişim ve işleyiş dışına çıkma sapma değil tekâmüldür.
Yine Gülen Hareketi’ne dönerek biraz daha yakından bakma gereğini duyuyorum. Daha önce de belirtildiği gibi; Gülen Hareketi artık Said-i Nursî’nin kurduğu ve geliştirdiği rotada seyretmiyor. Yeni hareket, Fethullah Gülen’in damgasını taşıyor. Aralarında ne tür farklar var? Hareket ana mecradan kayıyor mu yoksa tekâmül mü ediyor?
Said Nursî siyasetten kaçtığını söylese de “Euzu billahi mine’ş-şeytani ve siyaseti” şeytandan ve siyasetten Allah’a sığınıyorum dese de hep siyasetin içinde olmuştur. Osmanlı döneminde; daha özgürlükçü davranmış, devleti o yönüyle diğer İslâmcılar gibi sıkıştırmıştır. Bedel ödemiş, cihan harbinde savaşa katılmış küffara karşı savaşmış, esir düşmüş ve esaretten kaçarak kurtulmuştur. İttihat ve Terakki ile iş tutmuş sonra yolları ayrılmıştır. Teşkilat-ı Mahsusa’ya dahil olmuş sonra cumhuriyetle yolları ayrılmış. Ama asla boyun eğmemiş, bazı İslâmcıların yaptığı gibi ülkeyi terk etmemiş, burada kalarak bedelini ödemiştir. Ülkenin gidişatına ve idarecilerin tavrına göre mücadelesini sürdürmüştür. Ne sola meyl etmiş ne de sağın sözcüsü olmuştur. Kendisi olmuş ve kendisi kalarak ömrünü tamamlamıştır.
Fethullah Gülen hoca aynı yolu ve aynı çizgiyi takip etmemiştir. Üstad Said Nursî tüm baskılara rağmen farz olmadığı halde kendi kıyafetini değiştirmemiş, Fethullah Gülen ise farz olan başörtüyü bile feda edebileceğini göstermiştir. Said Nursî kadar baskı ve işkence görmediği halde okyanus ötesine sığınmıştır. Üstad, en zor zamanlarda daima halkının yanında olmuş, ama Fethullah Gülen cemaati kurtaracağım diye bu hususta sabitkadem olamamıştır.
Farklılıkları çoğaltmak mümkündür, ama şunu söylemek de mümkün; artık Sad Nursî dönemindeki Nur Şakirdleri yok. Çünkü Said Nursî gibi direnen bir önderleri yok.
Yaşantı olarak da kadim Nurcularla Fethullah Gülen Cemaati mensupları birbirinden çok farklıdırlar. Said Nursî döneminde Nur talebeleri, giyim – kuşam ve duruşlarıyla öne çıkıyorlardı, hizmet için zenginliklerini kaybediyorlardı, hapis yatmayı göze alıyorlardı; bugünkü Fethullah Cemaati ise; giyim-kuşamlarıyla Müslümanlıklarını fark etmek zor. Said Nursî zamanında ahlâklarıyla, fedakarlıklarıyla tanınırlardı, bugün Fethullahçılar başarı(!)larıyla, zenginlikleriyle tanınıyorlar. Onlar polisten işkence görüyorlardı bunlar, polisle başkasına işkence ettiriyorlar veya ettirmeye çalışıyorlar.
Kulvar değiştiren hareket, siyasetle ilişkilerini de değiştirdi. Eskiden sağ kanadı desteklerlerdi, İslâmî partiler çıkınca uzun zaman mesafeli durdular, hatta karşı çıktılar. MSP’ye ve Millî Görüş çizgisine karşı koyuşları bilinen açık tavır idi. AKP dünyayla daha iyi uyum sağladığı için onunla iş tuttu ve yakın göründü. Fakat bugün gelinen noktada Cemaat ile AKP birbirinden rahatsızlık duyuyorlarsa, bunun bazı sebepleri var. Birincisi; dış dünyada AKP ile dünya gücünü ellerinde bulunduranlar arasında bir rahatsızlık var, bu Gülen Cemaati’ne yansımış durumda. İkincisi; iç siyasette normalleşme süreci yaşanıyor, toplumda taşlar yerine oturmaya başlandı, normalleşme Gülen Hareketi’ne zarar verir, mesela, Milli Eğitimi oturmuş bir ülkede Gülen Cemaati’nin dershanelerine ve özel okullarına şimdiki gibi ihtiyaç olmaz. Toplum ile devlet uyumlu olursa Cemevi – Cami iç içe ve yan yana projesi herhangi bir cemaate kalmaz, çünkü toplum kendini ifade edebilir, ama bugün bu ifade ediş henüz sağlanamadığından Cemaat devreye girmiş.
Bu Cemaat’in kendi alanında çok ileri oluşu hem avantajlıdır hem de risklidir. Avantajlıdır, çünkü ona muadil bir yapılanma yoktur. O bakımdan ne isterse onu istediği şekilde ve tonda yapabilme kudreti vardır. Bu gücü hükümetlere, devlet organlarına karşı da kullanıyor. Hükümet programlarına, -eğitim, polis teşkilatlanması, iktisadı yapılanma, sivil toplum kuruluşlarıyla alaka kurma, açılım süreci, dış siyaset, hangi ülkeyle nasıl bir diyalog kurulur- cemicümlesine karışır, yönlendirir ve oralarda adam bulundurmak ister. Oralarda istihdam edilen zevat hükümetten çok Cemaat’in sözüne ve emrine itaat eder. Bugün polis teşkilatındaki ve yargıdaki bazı uygulamaların altında bu ruh hali yatar.
Şayet muadil bir yapılanma olsaydı, bu denli rahat ve pervasızca hareket edemezdi. Bu tavrını sürdürdüğü an yerine muadilleri devreye sokulurdu. Bu müstağni hâli Cemaat’i zora sokuyor, hükümetler ve devlet erki ister istemez çare arayışlarına gidecek ve alternatifi oluşturulacaktır. Bunun önüne geçmeye çalışan Cemaat, sırtını uluslararası zinde güçlere dayasa da sonunda kaybedecek. Çünkü örgütlü yapılar kontrolden çıktı mı yerli iktidarın elinden kaçar ve ülkenin lehine görünen yüzleri varsa da başkaları tarafında; iç güvenliği ve iç siyaseti yönlendirme aracı olarak dahi kullanılır. Cemaat şu anda bu noktaya gelmiş durumdadır.
Gülen Cemaati’nin son çıkışlarında görünen şey; mevcut hükümeti zayıflatmak, gücünü kırmak, burnunu sürtmek için yıllarca öteki saydığı çevreyle iş tutar hale gelmiş olmasıdır. Artık ülke menfaati ile Cemaat menfaati eşitlenmiş durumundadır. Kendilerini ülkeyle, dinle, insanlıkla aynileştirmişler, böyle baktıkları için asl olan ülke değil Cemaat’tir, asl olan dinin kendi yorumları ve anlayışlarıdır. Ümmetin varoluşu ve bekası da Fethullah Gülen’in öngördüğü perspektifle uyuşursa kabul edilebilir, aksi halde zararlı sayılır, yıpratma hatta yok edilme yoluna gidilir. Çünkü Gülen anlayışı dışındaki düşünüş, yaşayış ve yapılaşmalar İslâm’a, insanlığa, ülkeye faydadan çok zarar getirir, diye inanılmaya başlandı.
Cemaat, artık beynelmilel bir aktördür, sadece Türkiye siyasetine, yapılanmasına, eğitime müdahil olmakla yetinmez, dünyadaki gelişmekte olan ve hassaten halkı Müslüman olan ülkelere de nizamat verir. Mısır’da, Suriye’de, Irak’ta, Fas’ta, Tunus’ta, Sudan’da… Müslüman Kardeşler’e karşı bir siyaseti bir karşı koyuş tarzı vardır. Kendi çizgisine çekme planları olduğu gibi önleri kesme ve dışlama siyasetleri de vardır. Yakından bakan göz bunları görür.
Sürecek….

site de rencontre badoo gratuit algeria

ip option trader  

recherche femme serieuse 91