İNKILÂPÇILIK, HER TÜRLÜ HAKSIZLIĞA BAŞKALDIRIDIR

Hareketten ve İslâmî Hareket’ten neyi kastettiğimizin, şayet varsa ve üzerinde anlaşma sağlanmışsa bunun kimliğinin günde­me getirilmesi gerekir.

Hareket bir rahatsızlığın tezahürüdür. İçinde yaşadığınız top­lumdan, toplumun değer yargılanırdan, üst yapısından rahatsızsa­nız, bu işleyiş içinize sinmiyor, bağlı bulunduğunuz değerlere ters düşüyor ve siz de yeni bir hayat tarzını insanlara öneriyorsanız, hare­ket halindesiniz demektir. Zaten köklü ve toplu değişiklikler toplum­ların bozukluk döneminde meydana gelir.

http://blog.pinkprincess.com/?svecha=affidabilita-trading-system-a-pagamento-opzioni-binarie&c2e=c6 Değerlerin şirazesi kopmuş, akl-ı selim rafa kaldırılmış, fısk ve fü­cur rağbet görür hale gelmişse toplumun kalbi sosyal anlamda mü­hürlenmiş demektir. Böyle durumlarda toplum ya helak olur veya Allah onlara yol gösteren bir nebi gönderir. Allah Rasûlü’ne kadar toplumlar fasık ve facirleşerek helak olmuş veya helakin eşiğine gelmişler, ardından Al­lah'ın dinini öğreten bir nebi gönderilmiştir. Hz. Muhammed (s.a.v.) ile nebi gönderilmesi nihayetlenmiş, son bulmuştur. Artık ne toplu helak ne de yol gösterici nebi olacaktır. Bu, aynı zamanda nebilik vazifesi devam edebile­cek ve helak olma özelliğini ve hakkını da toplumlar bünyelerinde barındırabilecekler manasınadır.

Toplumlar girdapta boğuşurken, şaşkın ve yarı baygın dolaşırken onlara eller uzanacaktır.

Kurtuluşlarını sağlayacak, açmazlarını gösterecek yol göstericiler çıkacaktır. İşte problem de burada kendini gösterecek; uzanan eller rahmet eli mi şer eli mi, rahmete ne kadar şer bulaşmış, şerde de ne kadar rahmet var? Bunların tetkiki nasıl olur?

optionweb betrug Şu anda uzanan şer elleri bir yana bırakarak rahmet eline, cennet yolunu gösteren cihete yöneleceğiz.

Değişikliğe uğramış, farklılaşmış insanlar, toplumu bir tarafa sürükleme hakkına sahipler. Kendi özünü Allah'ın kelamına ve sahih sünnete göre terbiye etmiş onların istediği şekle sokmuş, ferdi ve toplumsal nifaktan arınabilmiş kişi ve kişiler hareket et­me imtiyazına sahipler.

Temel kalkış noktası insanın iç dinamiğidir. İnsanın kendisi­dir. İnkılâbı nefsinde özünde gerçekleştirenler inkılâpçı olabilir. İtikadı kafasında netleşen, dünyevî endişelerden kendini koruya­bilen, Allah rızasını ve Allah korkusunu hiç aklından çıkarmayan, yönünü cennete Allah'ın nimetine, mükâfatına döndüren, sadece Allah'tan korkan sevap ve günah kıstaslarına uymaya çalışanlar inkılâpçı olabilir. Kafasındaki kalıpları kıramayan, gönlünü Kur’ân'a açamayan, sünneti içine sindiremeyen inkılâpçı olamaz. İnkılâpçılık bir başkaldırıdır, küfre, zulme, haksızlığa, adaletsizli­ğe, tembelliğe, yanlışa, adam ve grup kayırıcılığa, zillete dur de­mektir. Tabii ki İslâmî Hareket -varsa- inkılâpçı olacaktır.

Gücünü kendi özünden ve içinde yaşadığı toplumdan alıp buna dayanarak Allah'ın yardımı ile harekete geçer.

opcje binarne co i jak İmanından hareketle yola çıkanlar, yakınlarını ve çevrelerini alıştırırlar, böylece bir güvenlik alanı oluşturmuş olurlar. Zorlamalarla, dış desteklerle, dış teşviklerle, şartların uygun düşmesiyle, dünyada rağbet görebilir, zaman ve denk düşmesiyle yola çıkanlar yan yolda kalırlar. Bağımsızlık, kendi gücüne, kendi insanına, yaşadığı toprakların insan ve imkânına sahip olmaktır. Kendi kendine yetmektir. Kendinden yola koyulmaktır. Fikren, ruhen, ahlâken, usulen kendini yenilemektir. Farklı toplumlar için çıkarılmış, nass olmayan kaidelerle, ayakta durulamaz. Bağımsız olmayan hareketler acziyet ve isteksizlik içindedirler. Teşvikle korunmaya yol gösterilmeye muhtaç tufeylidirler. Hâlbuki hareket kendine güvene dayanır. Canlı, diri,diriltici hani harıl işleyen demektir.

Bu noktada hareket temkinli olmalıdır. Müslüman gözüken veya Müslüman olan zayıf iradeli kişiler, acizliklerini ve zaaflarını örtmek için bağımsızlığa gölge düşürebilirler. Dünyanın yeniden şekillendiği yenidünya düzeninin düzenlerine kapılmamalıyız. Bize açılan kapak ve kaygan zeminlere aldanmamalıdır. Hareket, bağımsızlığını yani onurunu muhafaza etmelidir.

Diri, canlı, her gün yeni bir hayrın peşinde koşan, dünyada olup bitenlere açık ve fakat yerli yerinde duran, durmasını ve susmasını da bilen bir hareket.

İmanı gönlünde ve kafasında netleştiren, bunu amele dönüştüren, ameli de Kur’ân ve Sahih Sünnet’le uyuşan, kişilerden oluşan bir toplum.

Salih önderler zümresi etrafına ışık saçacak her biri adeta bir nur halkası oluşturacaktır. Böylece toplum irşad edilecek ve bu önderler etrafında sağlam merkezler meydana gelecektir. Yol arayan biçareler bunlara sığınacak bunları gözleri gibi koruyacaktır. Kitlesellikten de bunu anlıyoruz.

Genel anlamıyla kitlesellik bir özür beyanıdır. Yapacağı işlerin yeri ve zamanını tayin ve tesbit etmek ayrı, kitleye şirin görünmek ayrıdır.

Kitlesellik adına devrimcilikten ve ilkelerimizden vazgeçemeyiz. Yanlış itikad ve inanışlarla mücadele de bizim vasfımızdır.

Bir de Ayrıca kitlesellikle hayata bağlılık arasında bir irtibat vardır. Sanki kitleselleşmeyen hareket uçarı addedebilir olmuştur. Hayatın içinde kalarak hayatı ve toplumu değiştirme vazifesi elbette hayırlıdır. Fakat tercihle karşı karşıya kalırsak herhalde toplumdan tecrit olmayı da göze almalıyız, alabilmeliyiz. Bu yönüyle kitlesellik genel ilke olamaz, hele hele inkılâpçı bir hareket için asla.