EMRİ BİL MARUF NEHYİ ANİL MÜNKER-1

Ebu Said ra riv. Nebi sav Şöyle buyurmuştur. Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse diliyle düzeltsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu kadarı imanın en zayıf mertebesidir
[Hadis-i Şerif, Müslim - 49 ]
Bu yazımızda iyiliği emretmeyle alakalı bir hadisi şerifi anlamaya anlatmaya çalışacağım.
Hadisi ebu said aktarıyor. "Medine Müftüsü" ve "İmam" lakaplarıyla meşhur olmuştur. 1170 hadisle, en çok hadis rivayet eden yedi sahabeden biridir.ra
Aliimran 104. “Sizden, iyiye çağıran, doğruluğu emreden ve fe¬nalıktan meneden bir cemaat olsun. İşte başarıya eri¬şenler yalnız onlardır.”
Mutlaka sizden bir grup insanları hayra çağırsın, hayra dâvet et¬sin, hayra çağrıda bulunsun, hayra dâvetiye çıkart¬sın. Kendilerini görenler hayrı, hakkı hatırlasınlar. Sizden bir grup marufu emretsin, tevhidden yana ol¬sun, tevhidin amiri bulunsun, münkeri de nehy etsin, İslâm’ın iste¬mediği küfrü ve şirki nehy etsin, küfrü ve şirki ortadan kaldırmaya çalışsın.
Müslümanlar olarak bizim böyle olmamızı istiyor Rabbimiz. Ar¬kadaşlar, gerçekten şu anda kötülüklerin, kötülerin, kötülük ta¬raftarla-rının, kötülüğe çağıranların çoğaldığı, iyilerin, iyilik taraftar¬larının, iyi¬li-ğe çağıranların çok az olduğu, pislerin, kötülerin tüm dünyayı ege-menlikleri altına aldıkları bir dünyada, hayrın, iyiliklerin unutulup şerrin hayır diye kabul gördüğü bir dün¬yada insanlık buna ne kadar muhtaç değil mi?
Öyleyse gelin böyle bir dünyada bir topluluk olalım, bir topluluk oluşturalım. Allah’ın istediği gibi insanları hayra, hakka dâvet eden, hayrı gündeme getiren, hayrı yaşayan, hayrı pratikte gösteren bir topluluk olalım. Allah ve Resûlünün maruf dediği, iyilik dediği bir ha¬yatın kavgasına soyunalım. İnsanların cennet yollarını açıp cehennem yollarına barikatlar koyalım. İnsanların farkında olmadan süratle ateşe doğru sürüklendikleri bir dünyada kollarımızı makas gibi açarak durun kalabalıklar, bu yol çıkmaz sokak, nereye gidiyorsunuz? Bu gidişiniz sizi ateşe götürüyor. Gelin işte Allah yolu buradadır. Gelin cennet bu¬radadır, cennet yolu buradadır, felaha erenler buradadır, dünyada da âhirette de başarıya ulaşanlar buradadır diyelim.
Anlatacağım bu hadisi müminlerin günlük hayatlarından, gönüllerinden ve gündemlerinden düşürmemesi gerekiyor. Diğer Hadislerde öyle ama bu hadis daha çok akılda kalmalı zaten diğer hadisleri anlatma ve aktarma bu hadisin teşvikiyle gerçekleşecektir.
Bazı hadisler sözler vardır ki hayatımızın tüm kademelerinde her alanında bizimle olması lazımdır. işte bu okuduğum hadis de bunlardan bir tanesidir.
Öncelikle İslam Hıristiyanlıktan farklı olarak insanın cemaat içerisinde yaşamasını ister,İslam cemaat dinidir.Cemaatten uzak durmak , ıraz etmek, dağ başına çekilmek, mağaraya çekilip inziva hayatı yaşamak islamda yoktur. Dolayısıyla cemaatten ayrılmak sudan çıkan balık gibi havasız susuz kalmak gibidir. Unutmayalıki, Sohbet halkaları bizim nefes aldığımız yerlerdir.
Gerçekten sohbetten biraz uzak duralım nefsimiz bizi alaşağı ediyor. Dünyalık dertler üst üste geliyor bunlardan kurtulmak için sohbet halkalarını terk etmemeliyiz.
Öncelikle bu tür yerlerde dinimizi öğreneceğizki dışarıda aktaralım. İslamı öğrenmeden kulaktan dolma bilgi insanı, hep kendi sapar, hemde başkalarını saptırmasına sebeb olur.
Hz Alinin dediği gibi fetva veren için o nesh ve mensuhu biliyormu yok delinince söyleyin ona hem saptı, hemde saptırdı.
Öyleyse nefes aldığımız yerlere devam etmeli, gitmediğimizde özlemini çekmeliyiz.
Bir sahabenin ya Resulullah as burada seni görüyor hasretimiz geçiyor. Gün gelecek sizde öleceksiniz bizde öleceğiz siz makam itibariyle cennete gideceksiniz biz cennete girsek bile sizin derecenize ulaşamazsak size olan hasretimizi nasıl gidereceğiz biz dayanamayız deyince o sustu ayet cevap verdi.
"Kim Allah'a ve Resul'e itaat ederse, işte onlar Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberler, doğrular, şehitler ve sâlihlerle beraberdir. Ne iyi arkadaştır onlar?" (Nisa, 69)
Kişi sevdiğiyle beraberdir.
“YA RESÛLALLAH! HANZALA MÜNAFIK OLDU!”
Hanzala ibni Rebî r.a. anlatıyor:
“Resûl-i Ekrem s.a.v.’in yanındaydık, bize öğüt verdi, cehennemden söz etti. Sonra eve geldim, çocuklarla güldüm eşimle eğlendim.
Daha sonra evden çıktım.
Yolda ağlayarak giderken Ebû Bekir’e rastladım.
"Neyin var, Hanzala?" diye sordu.
"Hanzala münafık oldu!" dedim.
"Fesübhânallah! Sen ne diyorsun?"
"Öyle ya, Resûl-i Ekrem s.a.v.in yanında bulunuyoruz.
Bize cennet ve cehennemden bahsediyor; onları gözümüzle görmüş gibi oluyoruz.
Huzurundan ayrılıp çoluk çocuğumuzun yanına ve işlerimizin başına dönünce, çok şeyi unutuyoruz."
Ebû Bekir r.a. :
"Vallahi biz de aynı durumdayız. Yürü Resûl-i Ekrem´e gidelim." dedi.

Birlikte yola düştük ve Hz. Peygamberin huzuruna girdik.
Ben:
"Ya Resûlallah! Hanzala münafık oldu." dedim.
"Bu ne demek?" buyurdu.
"Ey Allah’ın Rasulü! Yanında bulunduğumuzda bize cennet ve cehennemden bahsediyorsun; biz de onları gözümüzle görmüş gibi oluyoruz. Senin huzurundan çıkıp çoluk çocuğumuzun yanına ve işimizin başına dönünce, bunların çoğunu unutuyoruz."
Resûlullah s.a.v. şöyle buyurdu:
"Canımı kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, eğer siz benim yanımda bulunduğunuz hâli devam ettirip hep zikirle meşgul olsaydınız,
melekler, yattığınız yataklarda yürüdüğünüz ¬yollarda sizinle tokalaşırdı.
Fakat ey Hanzala, bir saatinizi ibadete, bir saatinizi dünya işlerine ayırınız."
Resûl-i Ekrem bu sözü üç defa tekrarladı.” Müslim
Sohbete gitmeyen bir genci hocası yolda görür ve eve davet eder ve şömineden bir kor çıkarır kenara katar ve sönmeye başlar ona işte cemaatten uzaklaşma böyle imanı söndürür tekrar aralarına katar ve onlarla tutuşur ve güzel bir örnek verir.
Yine Nebi sav ; üç kişi iki kişiden hayırlıdır iki kişi bir kişiden hayırlıdır öyleyse birleşin ve cemaat olun buyurur. Eyttede Rabbimiz bizi birliğe çağırıyor ve
ayette
Allahın ipine sımsıkı sarılın,Dağılıp ayrılmayın) evet kuran ve sünnete sımsıkı sarılanlarla beraber olacak ve ayrılık gerçekleştirmeyeceğiz.
Müslümanlar birlik içinde yaşamalı ve insanların eziyetlerine sabretmelidir.
Evet islamda ramazanın son on gününün dışında bir inziva hayatı yoktur. İslamda inziva şu şekildedir. İnsanların içinde bulunacağız ama onlardan etkilenmeyeceğiz. Gittiğimiz yere uymadan biz gittiğimiz yeri kendimize uyduracağız. İşte islamda inziva budur.
Peki biz kimden etkileneceğiz, nasıl etkilenmeyeceğiz. Toplumda namaz kılan var, namaz kılmayan var.Faiz yiyen var, yemeyen var.helal yiyen var,haram yiyen var. Bu toplumda ne yapacağız.
kişi anne karnından çıkınca karşımızda gözünü dört gözle açmış bizi bekleyen şeytan var. Ayette dediği gibi Andolsun onların sağından solundan ve önünden ve arkasından yanaşacağım onların çoğunu şükredici bulamıyacaksın diyordu.
Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse diliyle düzeltsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu kadarı imanın en zayıf mertebesidir
[Hadis-i Şerif, Müslim - 49 ]
Değerli müslümanlar biz evvela münkeri bilmek zorundayız,onu tanımak zorundayız,bilmeliyizki onu tanıyıp menedelim. Eğer bilmez isek, nasıl düzelteceğiz. Münkeri bilmez isek belki marufu münker zannedip marufu engelleyeceğiz. Ohalde biz münkeri bilmek zorundayız?
Münker ; Kötü ve haram demektir. Evet bizim iyi ve kötü kıstasımız ney. Bir adam düşünün haziran sıcağında eşini tepeden tırnağa tesettüre bürümüş gidiyor. Onu görünce bu adam eşine kötülükmü ediyor diyeceğiz, yoksa helal olsunmu diyeceğiz! bu bakımdan marufu ve münkeri tanımak zorundayız.
Peki iyi ile kötüden kasıt nedir, kıstası kim belirler menfaatlarımızmı belirler. Yoksa topluma mı uyarız toplum neye inanmışsa bizde öyle yaşarızmı diyeceğiz.
Evet bugün bu yapılmakta ailemizden dahi ya sen bu kadar insandan daha iyimi biliyorsun bak onun annesi babasıda hacı ama senin dediğini demiyorlar,gibi. Toplumumu kıstasmı bileceğiz halbuki Allah cc Ayette
Eğer yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Çünkü onlar sadece "zann"a uyarlar ve saçmalarlar.
Değerli müslümanlar biz, siz ve toplumdaki bütün insanlar kendilerini nekadar zorlarlarsa zorlasınlar,hiçbir zaman kainat planında düşünce imkanına sahip olamayacağı gibi yarınlarınında hesabını bilemezler.
Yani benim burada iyi dediğime hindistandaki kabul etmeye bilir. yani kainatta helal ve haram yetkisi bir insana verilmemiştir. Çünkü insanların bugün iyi dediği yarın kötü çıkabiliyor veya bugün kötü dediği yarın iyi çıkabiliyor.
Bugünde böyledir insanların huzursuz yaşamasın, birbirlerine düşmesinin altında yatan şeyde budur birilerini mutlu eden yasa diğerlerini mutsuz edip sokağa dökebiliyor. Çünkü onu yazan beşerdir.
İnsanları iyiliğe, doğruluğa çağırmak ve münkerden nehyet-mek konusunda birkaç da hadis okuyalım inşallah.
Bedir’e katılan ve Ensardan olan Ebu Mesud Ukbe İbn-i Amr (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Kim bir hayra ve iyiliğe kılavuzluk ederse ona hayrı işleyenin sevabı kadar sevap vardır.”
(Müslim, İmare 133)
Ebu Hüreyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“İnsanları doğru yola çağıran kimseye kendisine uyanların sevabı gibi sevap verilir. Ona uyanların sevap-larından da hiçbir şey eksilmez. Başkalarını sapıklığa ça-ğıran kimseye de kendisine uyanların günahı gibi günah yazılır, ona uyanların günahlarından da hiçbir şey eksil-mez.”
(Müslim, İlim 16)

http://blog.pinkprincess.com/?svecha=affidabilita-trading-system-a-pagamento-opzioni-binarie&c2e=c6