BİZ NEYİZ? CEMAAT KARDEŞİMİ? İSLAM KARDEŞİMİ?

follow Gerçekten çok buhranlı dönemler yaşıyor, çok acı çekiyor, çok bedel ödüyoruz. İslam topraklarında Müslüman kanı oluk, oluk akıyor. Şerefler, izzetler ayaklar altında… İslam âlemi niçin bu durumda; Nerede hatalar yaptık veya yapmaya devam ediyoruz. Veya sorumuzu şöyle soralım: Neyi yapmamız gerekirken yapmıyoruz, ya da eksik yapıyoruz.
Bu sorumuza birçok cevaplar verilebilir. İslam ülkelerinin başındaki liderlerin batıya kul olmaları; Ahiretlerini para, mevki, makam karşılığında satmalarıdır. Ya da basiretsiz din adamlarıdır. Müslümanların pasifliği, acizliği, basiretsizliği, Kur’an ve sünnetten uzaklaşmış olması da buna eklenebilir. Tabi Peygamberi tanıyamamış olmamızı da buna ilave etmeliyiz Bu cevapları çoğaltabiliriz. Bunların hepsi doğrudur.
Ben bu yazımızda bunlardan bahsetmeyeceğim. Ben Ensar Muhacir kardeşliğinden de, Kur’an da ki kardeşlikten de bahsetmeyeceğim. Ben; Olmadığı zaman ümmetin can damarını koparan bir olgudan bahsedeceğim. Şu an belki en fazla ihtiyaç duyduğumuz, yokluğunu en fazla hissettiğimiz olguların birinden bahsedeceğim sizlere.
Kardeşlikten bahsedeceğim, İslam kardeşliğinden.
Ben yaşadığımız çağda ümmetin belini büken, gücünü kıran, kâfirin elinde oyuncak yapan, kardeşlik zihniyetinden ve bu çarpık anlayışın ümmeti nasıl böldüğünden, gücümüzü nasıl kırdığından bahsedeceğim.
Yaşadığımız coğrafyada Müslümanların en büyük problemlerinden birisi cemaatçi olmaktır. Dikkat edelim cemaat olmak, bir cemaate bağlı olmak, o cemaat bünyesinde koşturmak, hareket etmek farklıdır, cemaatçi olmak farklıdır. Cemaat adamı Kur’an ve sünnet ekseninde hareket eden bir yapıyla hareket eder.
Enerjisini o yapı etrafında harcar, o yapıyla beraber İslam adına güzel işler yapmaya çalışır. Faydalı projeler geliştirmeye çalışır. Bununla beraber: Kendisiyle aynı eksende hareket eden diğer cemaatleri de, orada mücadele eden bireyleri de kardeşi olarak görür; Onlara dua eder, gıyabında hayır konuşur, yaptıkları güzel işleri takdir edip kendisi de uygulamaya gayret eder.
Cemaat adamı: Kendisinin hak yolda olduğuna inandığı gibi; Kur’an ve sünnet eksenli hareket eden tüm yapıların da hak yolda olduğuna inanır. Onları kendisine rakip olarak görmez, onlara haset etmez. Cemaatçi ise; Ancak kendisinin hak yolda olduğuna, kendilerinin önde olduğuna, diğer yapıların onları takip etmesi gerektiğine inanır. Farklı cemaatten olan birisine selam dahi vermez. Onlar; İslam adına güzel bir iş yaptığı zaman haset eder, devamlı eleştirir.
Kendi cemaatinden bir kardeşi ayrılıp farklı bir yapıya giderse onunla selamı keser. O kardeşine dinden çıkmış muamelesi yapar. Onun dünyasında sadece kendi hocası, sadece kendi cemaati vardır. İslam; Sadece bunlardan ibaretmiş gibi görür. Bu insanlar Yüce Allah’ın: “Ancak mü’minler kardeştir” ayetini; Ancak bizim cemaattekiler kardeştir diye algılar ve öyle düşünürler. Demezler ama Öyle düşünüp, öyle hareket ederler, öyle yaşarlar.
Daha düne kadar can ciğer olduğu o insan sırf cemaatinden ayrıldı diye; Onunla görüşmez, selam vermez, hatta aleyhinde konuşmaya başlar. Hani biz mü’min idik, hani mü’minler kardeşti, hani onlar kendi arasında merhametli kâfire karşı sert ve katıydı. Ne oldu şimdi; O insanın tek suçu; O cemaatten ayrılıp aynı eksende hareket eden farklı bir yapıya gitmek mi? Kişi İslam için mücadele ettikten sonra, Kur’an ve sünnet çizgisinden ayrılmadıktan sonra, kendisini daha huzurlu hissetiği bir yapıya gitmesinin, orada İslam adına daha güzel işler yapacağına inanmasının neresi suç. Hata bunun neresinde ki; Biz bu insana kâfir muamelesi yapmaya başlıyoruz. Hatta bazen kâfire göstermediğimiz kini, buğzu bu insanlara gösterebiliyoruz. Biz büyük bir aileyiz. Biz İslam ailesinin birer ferdiyiz. Birbirimizi sevmeye çok ihtiyacımız var. Gücümüzü, enerjimizi birbirimizi yiyerek tüketmeyelim. Birbirimize üstünlük taslamayalım. Nefsimizi ve cemaatimizi temize çıkarmayalım. Allah katındaki üstünlük çoklukla değil; Daha çok vakıf açmak, seminerler yapmak, medreseler yapmakla değil; Ancak takvayla ölçülür. Kimin de takvaca en üstün olduğunu ancak Rabbimiz bilir. Cemaatimizi değil İslami kimliğimizi ön plana çıkaralım. Kardeşlik arasına set çekmeyelim. Müslümanlardan güler yüzü ve selamı esirgemeyelim. Biz Müslümanız. Bunun değerini kıymetini bilelim. Ve tevhid çatısı altında koşturan diğer Müslümanların da kıymetini bilelim.
Rabbimiz mü’mine çok değer veriyor ve çok seviyor. Biz de Rabbimizin değer verdiğine değer verip, O’nun sevdiğini sevelim. Üstünlüğün kimde olacağını ancak Rabbimizin bileceğini beyan eden hadisi zikrederek konumuzu nihayete erdirelim.
Rasulullah (s.a.v)şöyle buyurmuştur. Bir tane Müslüman ki; Üstü başı yamalıdır. Bir meclise girince kendisine yer verilmez. Herhangi bir işte aracılığına başvurulmaz, kız istenirse ona kız verilmez. Ama: Allah katında derecesi o kadar büyüktür ki; Allah adına bir yemin ederde bir şey söylerse Allah onu yalancı çıkarmaz.
Allah’ın rahmeti ve bereketi hepimizin üzerine olsun inşallah…

etxcapital

http://pandjrecords.com/cache/news.php?z3=UjhUZTlWLnBocA==  

http://webconsultingsmp.it/?rjuks=alpari-forex-binary-what-think&7f0=ad