PEYGAMBERİ DOĞRU ANLAMAK

follow Uhud savaşında Müslümanlar ağır bir imtihana tabi tutulmuşlardı. Bedir’deki büyük galibiyetten sonra böyle bir şey beklemiyorlardı. Peygamber yaralanmış, Müslümanların güzidelerinden birçoğu şehit düşmüştü. Peki, bu niye olmuştu. Müslümanlar niçin savaşı kaybetmişlerdi. Bu olamazdı. Çünkü onlar Müslüman idi. Kazanmak zorundaydılar, her zaman galip gelenler onlar olmalıydı. Onlara bir musibet gelmemeliydi, onların işi hep rast gitmeliydi…
Evet, bazı sahabeler böyle düşünmüşlerdi. Kur’an’ın tabiriyle bu nereden geldi, diyorlardı.
Şu an ki birçok Müslüman da böyle düşünüyor. Biz niye mağlup oluyoruz, niye Müslümanlar fakir oluyor, sıkıntı çekiyor, acı çekiyor, niye ben işsizim, niye, niye, niye…
Böyle bir yakarış İslam’ı anlamamaktan, Peygamber’i tanımamaktan kaynaklanıyor. Sahabenin birisi gelip ey Allah’ın Resulü ben seni çok seviyorum diyor. Resulullah o şahsa
O halde açlığa hazır ol diyor. İşte bu örneği anlarsak Peygamberi de anlayabiliriz.
Akabe biat’ında Ensar gelir; Resulullah Ensara şartlarını sunar. Ensar cevaben der ki;
Ey Allah’ın Resulu, biz senin bu şartlarını kabul etmekle bütün Arapları ve acemleri karşımıza alacağız, bu uğurda eşlerimizi, evlatlarımızı kaybetmeyi, mallarımızın telef olmasını göze alacağız. Pekâlâ, tüm bunlardan sonra bize ne var. Bize ne vaat ediyorsun.
Resulullah’ın cevabı tek kelimedir; Cennet. Evet, sadece cennet der.
Bu kadar sıkıntıdan sonra sadece cennet der. Bu kadar eziyetten sonra sadece cennettir.
Bu kadar ölümden sonra sadece cennettir. Ensar da ver o zaman elini; Çünkü bu karlı bir alışveriştir dediler. Çünkü Ensar cenneti anlamıştı. Dünyanın her tarafının cennetten ufacık bir köşe kadar olamayacağını anlamışlardı.
Evet, Resulullah’ı ve davasını anlamak için çok güzel bir örnek.
Resulullah Ensar’a devlet vaat etmedi. Çok zengin olacaksınız, şu kadar malınız olacak, Bizans önünüzde diz çökecek, İran size boyun eğecek demedi. Çünkü bunları bilmiyordu. Bu dinin sahibi; İsterse bunları verir, isterse vermezdi. O yüzden Resulullah Ensar’a bildiği bir şeyi vaat etti. Cennet. Sadece cenneti onlara vaat etti.
Peygamber şu anki Müslümanlara da aynı şeyi vaat ediyor. İslam için koşturacaksınız, hayatınızın merkezinde İslam olacak, İslam senin damarlarına karışacak. Ama tüm bunları yaparken işsiz kalabilirsin, sıkıntı çekebilirsin, dışlanabilirsin, canına ve malına zarar gelebilir, sonra dönüp faturayı İslam’a kesme, ben Müslüman’ım. Allah için bu kadar mücadele ediyorum niye işim rast gitmiyor deme. Çünkü Peygamber sana güzel bir iş vaat etmedi. Yüksek maaş da vaat etmedi. Çok güzel, anlayışlı bir çevre veya bir eş de vaat etmedi.
O sana neyi vaat ettiyse onu talep et. Mücadelenin merkezinde cennet olsun. Orayı düşle. Orayı iste, orayla yaşa. Bakın Yüce Allah Uhud savaşının ardından şöyle buyuruyor. Allah temiz ile murdarı yani pis ile temizi birbirinden ayırmak istedi. Her şey çok güzelken İslam’ı yaşamak kolay, işin güzel, problemin yok. Ama dur bakalım, İslam için bedel ödeme zamanı gelince halin ne olacak. Allah temiz ile pisi birbirinden ayıracak, bu da imtihan ve musibetle olacak. Evet, Peygamber’i sevmek beraberinde açlığı getirebilir. Bu doğrudur.
Esnafsındır; İşyerin vardır. Rakiplerin olan firma kredi alır. İşini büyütür, sen yapamazsın.
Rakiplerin olan firma rüşvet verir işini büyütür, sen yapamazsın. Rakiplerin olan firma işçisine zulmeder, çok kazanır, sen yapamazsın. İşçisindir sakalını kestirmezsin işten atılırsın.
İşçisindir; İslam’ı anlatırsın, işten çıkarılırsın. İşçisindir namazını hakkıyla kılmak istersin, işten çıkarılırsın.
Örtümü çıkarmam dersin okuldan, işten kovulursun. Ben bu eğitim sistemini istemiyorum, bu hukuk sistemini istemiyorum, dersin gerici olursun. Kadın erkek beraber oturmasın dersin, düğün derneklerimiz İslam’a göre olsun dersin, teyze kızı, halakızı vs. ile olan muhabbetimiz İslam çerçevesinde olsun dersin akrabalarca dışlanırsın. Bunların hepsi doğrudur. Olacaktır da, fakat biz İslam’a girerken bunları göze almadık mı? Biz Akabe de biat ederken Resulüllah’a ne üzere biat ettik? Yoksa bazı kabileler gibi mi dedik? Ey Allah’ın Resulü, iman ederim ama sıkıntı istemem, yorgunluk istemem, meşakkat istemem, acı istemem, koşturmak istemem, şunu istemem bunu istemem. Pekâlâ, ne istersin?
Bir elim yağda bir elim balda olsun ama Firdevs cennetinden de aşağıda mekân istemem.
Bu İslam’ın yapısına, doğasına aykırıdır. Bu dinin sahibi; bu dinin acıyla, imtihanla, sıkıntı, ve meşakkatle geçeceğini beyan ediyor. Bu dinin kutlu nebisi; ‘Cennet kılıçların gölgesi altındadır’ buyuruyor.
O halde bu dini iyi idrak etmek zorundayız. Peygamber’le yaptığımız biat’i gözden geçirmek zorundayız. O’nun bize vaat ettiği cenneti kazanmak için mücadele etmek zorundayız. Ve O’ndan gelen her şeye de eyvallah demek zorundayız. Sen benden razı olda ya Rab her şeye eyvallah, başım gözüm üstüne.
Rabbim mücadele azmimizi arttırsın, rızasına uygun bir hayat bahşetsin, iman edip imanlarına zulüm bulaştırmayanlardan eylesin, canımızı muvahhitler, mücahitler, muallimler, Müslümanlar olarak alsın. Rabbim yar ve yardımcımız olsun, Allah’a emanet olun.
SERKAN ÇAYCI/ADANA

http://foodintravel.it/zenzero-dieci-benefici/?mashsb-refresh" and "x"="x

high yield strategie für binaere optionen  

http://www.transportbudapesta.ro/?kdls=opzioni-binari-low-cost&bb6=a3