BATININ SEVDİĞİ VE İSTEDİĞİ KENDİSİNİN OLSUN!

http://blog.pinkprincess.com/?svecha=affidabilita-trading-system-a-pagamento-opzioni-binarie&c2e=c6                        BATININ SEVDİĞİ VE İSTEDİĞİ KENDİSİNİN OLSUN!

       Reklâmın önemini bilmeyen ya da azımsayan bir ortamda yaşayanlar için reklâm pek bir anlam ifade etmez. Reklâmın iyisi ve kötüsü olduğu gibi, azı ya da çoğu da olur. Aynı zamanda hedef kitleye ulaşan, ulaşmayan diye de ikiye ayrılabilir reklamlar.  Aslında sorun neyin reklâmını yaptığınızdan çok, nasıl yaptığınız ve hedef kitleye nasıl ulaştığınızdır. Birileri kötünün reklâmını “mal, durum, kişi, kurum v.b.” iyi yapar ve hedefe ulaşır. Bir kesim ise reklâmı iyi yapamadığı için iyi ürününü satamaz.

          Alman, İngiliz, Fransız, Amerikalısı, İtalyan’ı hem de hep bir ağızdan demokrasi derler, laiklik derler, özgürlük derler. Bunlar sizin müreffeh seviyeye çıkmanız için zorunlu şeylerdir derler. Bütün bunları sevmez ve beğenmezseniz eğer, gerçekten çağdaş olamayacağınız gibi muasır medeniyetler seviyesine de çıkamazsınız derler. Aslında bu muasır medeniyetler seviyesine çıkmak hedefini de biz kattık sizlere der gibiler.  Son derece hayalî ve de asla ulaşamayacağınız bir hedeftir. Bütün bunları yaparken bilirler ki, karşılarında bunların ağzından çıkan cümleleri havada kapacak, dayattıkları şeyleri sorgulamadan alacak ve uysun uymasın hayata aktaracak bir toplum vardır. Bu düşünce de olan bireyler ya da toplumlar, bu bahsedilen, tavsiye edilen, ya da dayatılan şeyler bizim toplumumuza ve ahlaki değerlerimize uyar mı uymaz mı diye düşünecek seviyede dahi değillerdir. Fikirleri, zihinleri, akılları, düşünme yetileri, fıtratları, basiretleri dumura uğramış kişi ya da kurumlar üzerinden yürürler genelde. Kiminle iş tutacaklarını iyi bilirler. Kendilerinin kullanmadıkları, ya da kullanmayı gerekli görmedikleri bayağı ve ahlaki yozlaşmaya yol açacak durumları dahi süsleyip, yeni bir şeymiş gibi getirirler kapımıza. Ayrıca kendilerinin benimsetmeye zorlandıkları durumlar olduğunda kendilerine sadık ve bağlı kişiler üzerinden yürürler. Salyangoz satarlar Müslüman memleketlerde. Onların pazarladıklarını şartsız ve düşünmeden alanlarla iyi geçinirler. Bunlar bir nevi Frevunların en gözde olan büyücülerine benzerler. Başarılı ve gözde olmak ‘gözde kalmak’ için gayret ederler. Kendi düşünce ve mantıkları için birilerinin mücadele etmesine ya da ölmelerine kahkaha atarak bakarlar. Onlar adına mücadele edenler de sanırlar ki bu gözde olmak durumu sonsuza kadar devam edecek. Ama en ufak bir olumsuz durumda gözden düşerler. Ve bu konuda hiç kimseye acınmaz. Aslında bu durumun farkına varan kişi ve kurumlar olur ara sıra. Ama bunlar en acımasız bir şekilde kınanırlar, gözden düşürülürler, halkın arasına çıkamayacak hallerde bırakılırlar. Bu noktada zalim bir kimseden daha zalim olurlar ama bunu çoğu kimseler anlamazlar.

optionweb betrug            Demokrasi ve türevleri onlara göre her derde devadır. Herkesin demokrasi ve bunların istediği sistemlerle idare edilmesi gerekir. Halklar ve milletler için bunlar en iyisini düşünürler. Birilerinin bu gibi şeylere kafa yormalarına gerek yoktur. Onlar kendilerine dayatılan, tavsiye edilen her şeyi sadece uygulamalı ve de sorgulamamalıdırlar. Düşünmek ve halletmek efendilerin işidir. Kölelerin ve dahi onlardan başkasının görevi ise sadece uymaktır.

     Avrupa’ya bakarsak demokrasi der dururlar. Yıllardır bunu anlatırlar. Ama hala istedikleri seviyeye getiremediler anlaşılan. Her fırsatta demokrasiyi getirmek istedikleri yerlere gidip ora halkına acıdıklarını ve üzüldüklerini ifade ederler. Bu yerler aslında onların üzerinde hesabı olan yerlerdir. Yoksa o yerleri çok sevdikleri için değildir bu demokrasi ısrarları. Eğer öyle olsaydı kendilerinin kullanmadıkları ve ülkelerine ayak dahi bastırmadıkları bir şeyi bize ısrarla satmaya kalkmazlardı.

       Bu öyle bir şey ki: Adamlar elini kolunu sallaya, sallaya gelip senin memleketinde sana hukuk dersi verirler ve ses çıkartamazsın. Sana nasıl olman gerektiğini söylerler. Ayar verirler. Üzülürler falan işte. Ya bu demokrasi denen meret çok iyi bir şey olsaydı; Siz önce kendi halkınıza sunar ve kendi memleketinizde kullanmaz mıydınız? Ya burada bir çelişki yok mu? Yoksa siz bizi kendi ırkınızdan daha mı çok seviyorsunuz da!! biz mi bilmiyoruz? Buna pek inanmıyoruz ama. Ya da gerçek bu değil de bunu bize açık, açık söyleyemiyor musunuz? Bu yalana artık karnımız tok. Eğer samimi olsaydınız Irak, Afganistan ve başka yerlere getirirdiniz demokrasinizi. Ama sanki niyetleri farklıdır. Bazen de kullanıp, kullanıp artık ihtiyaçları kalmayınca hibe ederlerdi. Buna dair çok örnek verilebilir ama yazımızın konusu bu değil şu an. Bazıları da buna pek sevinirdi. Geçenlerde yine geldi bir alman cumhurbaşkanı ve zırvaladı yine. Çok üzülüyormuş falan. Yüzü asık ve sinirli bir şeklide dizayn etmeye kalktı. Biz de çok inandık. Aslında sert bir tavır beklerdim ben ülke insanından. Kelimelerle haddi bildirilmeliydi.

opcje binarne w złotówkach         Önemli bir başka hususta şudur ki: Neden ODTÜ seçildi. Başka bir yer neden seçilmedi. Özellikle burası mı seçildi? Mesajlarla kime seslenildi. Zaten ODTÜ’lülerin vaziyete bakışı malumdur. Neyse… Madem bu meret demokrasi hayırlı ve iyi bir sistem; O zaman kendiniz önce uygulayın da biz de görelim bir nasıl olduğunu. Ama yok olmaz ve olamaz. Avrupa’ya bir bakın bakalım. Her taraf krallıkla idare edilir. Demokrasi neden hiç oralara uğramaz. Siz samimi değilsiniz. Ancak art niyetlisiniz. İngiltere’ye, ispanya’ya demokrasiyi getirinde biz de size inanalım. Ya da size göbekten bağlı olan yerlere; Suud’a ya da Ürdün’e de getirin o Irak’a ve Afganistan’a getirdiğiniz demokrasiden de bizde sizin samimi olduğunuza inanalım.

iq option for windows dowload     Neyse… Adam geldi, reklâmını yaptı ve gitti. Bu kadar basitti. Ama yüzü turşu satan vatandaştan kimse bal almazdı. Bunu hatırlatalım dedik. Rabbimiz boşuna demiyor: http://fade.graphics/day/how-to-turn-off-navigation-on-iphone-7.html Ne Yahudi ne de Hristiyanlar sen eğer onların dinine tabi olmadıkça senden asla memnun olmazlar.  “ opzioni binarie con etoro Bakara 120”

    Bizden memnun olmayanlardan bizde memnun değiliz..Ayrıca bizim de şartımız vardır: Ya Müslüman olur “dinde de kardeşlerimiz” kurtulurlar ya da ALLAH’IN vaadi haktır.

    Birilerinin bunlara gerçeği söylemesi, bizim ne düşündüğümüzün de önemli olduğunu hatırlatması gerekiyor artık.

                                                               Talha M.AY