İSLAM'DA KADININ YERİ VE ÖNEMİ SEMİNERİ GERÇEKLEŞTİ!

Sunumunu İhvan-ı Müslimin Davet Birimi Başkanı Prof. Dr. Abdulhalık Eş-Şerif'in yaptığı "İslam'da Kadının Yeri ve Önemi" semineri Medeniyet Vakfı'nda gerçekleşti. Arapça gerçekleşen seminerin tercümesini vakıf başkanımız M. Beşir Eryarsoy Hoca yaptı.

Seminerde Abdulhalık Eş-Şerif Hoca İslam’da kadının müstesna bir yere sahip olmasına rağmen toplumda bunun yeteri kadar idrak edilemediğini ifade etti. Kur’an ve sünnetin koyduğu ölçülere riayet edilmediğini ifade eden Şerif, Peygamber (as) isnad edilen uydurma bir takım sözlerle kadının değerinin düşürülmeye çalışıldığını belirtti.

http://blog.pinkprincess.com/?svecha=affidabilita-trading-system-a-pagamento-opzioni-binarie&c2e=c6 “Hayret edilecek bir husus ki Arap devletlerinden birisinde adamın birisine babasını soruyorum, sevdiğini söylüyor, annesini soruyorum sevdiğini söylüyor ancak eşi ve onun ailesini sorduğumda ise onları sevdiğinden kesinlikle söz etmez. 

Mısır’da hayret edilecek hususlardan birisi adam evlenecek davetiyesini hazırlar, damadın adını yazdığı halde kızın adına gelince “Elif” harfini yazar (yani Türkçede x harfi gibi). Bu senin eşin olacak adı avret midir, niye yazmıyorsun?

Bazen bakarsanız beyefendi önden gider hanımı bir iki adım arkasından gider, soruyoruz ona niye böyle yapıyorsun. Kur’an’dan delili olduğunu söylüyor ve Şuayb (as)’ın kızı Musa (as)’ı çağırdığı zaman arkasından yürüyordu diyor. Diyoruz ki onlara “Siz daha delili de anlamıyorsunuz, o kadın Musa (as)’ın zevcesi değildi, zevcesi olmadan bu şeklide yürüyordu. Siz delili de anlamıyorsunuz.”

optionweb betrug Özetle söylemek gerekirse İslam dini kadına gerektiği şekilde saygı gösteren bir dindir. Ben bunun üzerinde ayrıca durmayacağım. Fakat özellikle kadının durumunu olumsuzlaştıran, olumsuz bir şekilde yorumlanan bir takım hususlar üzerinde durmak istiyorum. 

Bunlardan birisi maalesef vaizlerin de çokça kullandığı bir hadisi şeriftir. Hadis şöyledir: “Eğer ben bir kimseye Allah’tan başkasına secde etmesini emredecek olsaydım, kadına kocasına secde etmesini emrederdim.”

Bu hadis 12 sahabeden rivayet edilmiş bir hadistir. Hadisin vürud sebebi olarak birçok olay anlatılır. Bunlardan birisi ashaptan birisi gelerek peygamber efendimize secde ediyor. Neden bunu yaptığı sorulduğunda ise adam “başka yerlerde insanların toplumunun ileri gelenlerine secde ettiğini” gördüm deyince Peygamber (as) bu hadisi söylüyor.
Aynı şekilde Muaz b. Cebel’den gelen rivayete göre de rahipler hakkında böyle bir hadise anlatılıyor. Kısacası hadisi ile alakalı çokça olaylar anlatılıyor. Önce hadisin manası üzerinde sonra da senedi üzerinde konuşacağız.

guadagnare in borsa Öncelikle hadisi anlamaya çalışalım. Hadis şöyledir: ““Eğer ben bir kimseye Allah’tan başkasına secde etmesini emredecek olsaydım, kadına kocasına secde etmesini emrederdim.” Her şeyden önce kulun kula secde etmesi haran kılınmış bir husustur. Dolayısıyla kadına kocasına secde etmesini emrederdim sözünün manası şudur: İnsanın insana mahlukun mahluka secde etmesi haram olduğuna göre kadının da kocasına secde etmesinin haram olduğu anlaşılıyor. Secde ile durum böyle iken acaba Rasulullah kocasını gördüğü her yerde kadına elini öpmesini başını öpmesini veya bunun dışında tanzim ifade eden hal ve hareketlerde bulunmasını emretmiş midir? “Eğer” edatı kullanıldığı yerde böyle bir işin imkansız olduğunu anlatır. 

http://eren.es/?esrof=cobertura-con-opciones-de-divisas&b7d=3d Buradan anlaşılıyor ki hadis olmayacak bir şeyden bahsettiğine göre hadiste kadının alçaltılması ve küçük düşürülmesi gibi bir mana çıkartılamayacaktır. Eğer durum böyle ise Peygamber (as) neden böyle buyurdu.

İslam gelmeden önce Arapların kadın ile alakalı çok kötü adetleri vardı. Bir kadının kocası vefat ettiği zaman kocasının yakınlarından herhangi biri gelir de onun üzerine bir elbise veya bir örtü bıraktığı takdirde artık o kadın ile alakalı tasarrufta bulunma yetkisi kocasının bu işi yapan yakınlarına ait olur. İsterse onu evlendirir istemezse onu evlendirmez, evleneceği zaman mehir alınacak olursa mehir de kadın üzerinde tasarruf hakkına sahip kimsenin olurdu. 

Bildiğiniz gibi İslam evrensel bir dindir. Çok yakın bir zamana kadar Hindistan’da kadının kocası öldüğü takdirde kadın da kocası ile beraber diri diri gömülürdü. 
Hıristiyanlıkta kadınlar ile alakalı yer alan metinlere bakacak olursak şunu görürüz. Pavlus’un İncil’de Efeslilere mektubunda diyor ki: “Ey kadınlar, kocalarınıza tam manası ile itaat edin, boyun eğin çünkü nasıl rab bizim kurtarıcımızsa kocalarınız da sizin kurtarıcılarınızdır.” 

Aynı şekilde yine bu metinlere göre Süleyman bir kadına secde etmiş, Lut meleklere secde etmiş, Yusuf Züleyhaya secde etmiştir. Onların tahrif edilmiş kitaplarında insanların insanlara secde etmesinden söz edildiğini görüyoruz. İslam ise tahrif edilmiş dinlerdeki insanın insana secde etmesi ile alakalı anlayışı kaldırmak için kadının da kocasına secde etmesinin haram olduğunu ifade etmiştir. 

Peygamber birisinin kendisine secde etme olayını fırsat bilerek genel olarak insanın insana secde etmesini özel olarak da kadının da erkeğe secde etmemesi gerektiğini belirtmiş oldu. Hadisin manası bu şekildedir. 

Bu hadisin senet ve rivayetleri pek çok olmakla birlikte İbn Mace ve Tirmizi de yer almaktadır. Tirmizi’de yer alan hadis hasen-i garibtir. Haseni garib değerlendirmesi zayıfa oldukça yakın demektir. (...)