TÜRKİYE'DE OLUŞTURULAN UÇURUMLAR VE KOPUŞLAR 1

“Her çağda, hakikatin sesine dayanamayıp, sağladıkları durumların sarsılmasından korkan bir takım fayda ortaklıkları, tehdide, kışkırtıcılığa ve hileye başvururlar. Bunlar fitne mimarlardır.” [Sezai Karakoç, Sütun, 155]

15 Temmuz “Darbe Teşebbüsü”, Türkiye için bir dönüm noktası oldu, bulunduğu konum altüst oldu.

http://mjoedsgn.com/?ktrue=trading-in-opzioni-come-funziona&7b7=64 Dayandığı ülke içi ve uluslararası tüm değerlerin ve ortaklıkların altından toprak kaydı ve havada kaldı.

opcje binarne forum Bu darbe girişimi, tarih şuuru açısından, coğrafya bilinci açısından, devlet-millet kaynaşması açısından, devletin yeniden yapılanması açısından, bilim- teknoloji geliştirme düşünce ve tarzı açısından, adalet dağıtımı ve işleyişi açısından, toplumu ayakta tutan cemaatler açısından, uluslararası ilişkiler açısından, en önemlisi bugüne kadar tek vücut kabul edilen ve disiplini ile övünen Türk Silahlı Kuvvetleri açısından, çok büyük ve tarihte eşine az rastlanan kaotik bir ortam meydana getirdi.  http://fade.graphics/day/how-to-turn-off-navigation-on-iphone-7.html Tarihten Kopuş

Tereddüt geçiren, ne yapacağını bilemeyen insan, toplum, devlet, millet, ümmet ve medeniyetler bir çıkış ve sığınak arar. Fethullah Gülen, tereddütlerden belirsizliklerden yararlanarak, zaman zaman belirsizlikleri çoğaltarak, azdırarak, bunlardan faydalanmak istedi. Tereddütlerden kurtuluş diye sunduğu “Şey” aslında belirsizliğin ve tereddüdün ta kendisi idi. Bulunduğu kültür havzasından, tarihin akışından sapan ve nereye gideceğini bilemeyenler, gerçek ile sahteyi tefrik edemez hale gelirler. Bu sari maraza yakalanan kişi, toplum, devlet kime hizmet edeceğini de kestiremez. İşte Fethullah Gülen, irtibat kurduğu beynelmilel kurum ve kuruluşlarla, bir plan dahilinde bu zihinsel kaos ortamından yararlanarak tereddüt ve belirsizliği ortadan kaldıracağı iddiasını ortaya atmış ve hayatın bütün alanlarında yapılanmaya gitmiştir. Çıkış yolu gibi gösterdiği bu tereddüt ve muğlaklığı topluma, devletin bütün kurum ve kuruluşlarına yerleştirmiş ve güveni ortadan kaldırmıştır.

opzioni binarie con etoro ***

Bu “Darbe Teşebbüsü” ile: Tarihin akışı tersyüz oldu, gürül gürül akan tarih suyu verimsiz bir çöle kanalize edildi ve mecrasını bulmaya çalışan tarihin yürüyüşü engellendi. Engellenmekle kalmadı, rayına girmekte olan tarihi akışın önü kesildi ve yanlış yere akıtılmaya çalışılıyor. Tarih hareket halindedir, durmadan yürüyor, bir coğrafya üzerinden yürüyor, bir toprak parçası içinde yürüyor, bir insan topluluğu ile bir milletle, bir cemaatle, topyekun ümmetle yürüyor. Bu teşebbüs, toplumdan ayrı ve coğrafyadan kopuk, geçmişinden farklı hatta ters istikamette bir tarih akışına dönüştürmeye çalışıyor. Tarihi değiştirmeye aday yüce kutsiler(!) FETÖ, bu ülkenin tarihi geçmişini hiç hesaba katmadan bir kalkışmaya kalkıştılar. Osmanlı devletinin yükseliş, gerileyiş ve çöküşünü düşünmeden hareket ettiler. Birinci Cihan harbinde dış dünyanın bilhassa batılı ve doğulu sömürücülerin ne tuzaklar kurduğunu ve nasıl bir cendereye bizi sokarak sonunda bölünmüş ve problemli bir İslam dünyasını bıraktıklarını görmek istemediler. Bu yüce baş kutsi(Fethullah Gülen), bizi tarihimizden kopararak kendimizden kopardığını acaba bilemiyor mu? Tarihten ders alacağına, ders çıkaracağına; başka mihrakların tarihten kendi menfaatleri için ve İslam ümmetinin yok oluşu için çıkardıkları plana uymayı tercih ettiler. Batılı ve doğulu emperyalistlerin tarihi hesaplaşmasına gönüllü asker olarak katıldılar. Bizi ümmetten kopararak, ümmet arasına zihni, fikri, itikadi, ameli ayrılıklar sokarak düşmanlıklar ihdas ettiler. Tarih bilincinden yoksun bazı gafiller, bu durumu insanlık aleminin parçası oluyoruz, tarihte olmadık kadar insanlık alemi bir birleşmeye doğru gidiyor, biz de orada yerimizi alacağız herzelerine kandılar. 

Kendimize ait tarih şuuru ortadan kalkarsa geriye köksüz ve dayanaksız, sathi, yüzeysel, kabuk, derin olmayan günübirlik bir topluma dönüşeceğimizi kavramaktan da aciz hale geliyoruz demektir. Geçmiş zamanla yüz yüze gelmeyi, bugünü düne bağlamayı ortadan kaldırırsanız geleceğiniz de yok demektir. Bunu bu darbe teşebbüsü fazlasıyla yapabildi. Bir toplum, devlet, millet, ümmet gücünü tarihin derinliklerinden almıyorsa, zihnen, ruhen, itikaden kendini tarihine bağlayamıyorsa o toplum, o devlet, o millet, o ümmet dayanıksız kalır. Tarihin yürüyüşü/seferi/gelişi, gidişini, yani geleceğini de belirler. Nereden geldiği belli olmayan yolcunun nereye gideceği de belli değildir. FETÖ nereden gelmiş, hangi tarihi birikime dayanıyor, İslam tarihinde hangi kültürel havzaya dayanıyor, bugün hangi tarihin davasını güdüyor.  Referansı Ne? 

Kendine rehber seçtiğini iddia ettiği Said Nursi’yi inkar ederek onu kullanarak, istismar ederek bugüne geldi. Üstadı sadece inkar etmedi, aynı zamanda ona ihanet de etti. Said-i Nursi, II. Abdulhamid’e karşı çıkmış, onunla mücadele etmiştir, ama bu iç işleyişe karşı bir fikir beyanıdır. Vatan meselesi olanca; var gücüyle, düşmana karşı savaşmış ve esir düşmüştür. Ermenilerin tezgahını bozmuş, ülkenin/ümmetin badireden kurtulmasına katkı sağlamıştır. Yedi düvele karşı amansız durmuş, kalemiyle, kılıcıyla, konuşmalarıyla ülkesine sahip çıkmıştır, savaşmış, esir düşmüştür. Fethullah da tersini yapıyor, Said Nursi’nin savaştığı düşmanla iş tutuyor ülkeyi içeriden çökertmeye çalışıyor. Acaba I. Cihan Harbinde yaşasaydı, hangi mandacılarla, hangi Ermeni Komitacılarıyla nasıl iş tutar ne gibi ihanetlere imza atardı, iyi ki ülke bugün biraz toparlanmış durumda giyilecek çarığımız ve atılacak mermimiz var. 

İnkarı ve istismarı sadece Said Nursi’yle sınırlı değil, İslam tarihini de insanlık tarihini de istismar ederek bugüne geldi. Aslına bakarsanız FETÖ tarihi, istismar ve rayından kopma, koparma, tarihidir. Gideceği tarihi yürüyüşü de Türkiye’yi belki de tüm İslam dünyasını, istismar ve akması gereken yataktan çıkarma yürüyüşü olacak. Tarihimizden koparsak, bunun sonucu coğrafyamızdan da koparız. 

Tarihten kopuş, İslam ilim geleneğinden kopuşu getirir.

Tarihin akışından kopuş, fıtrata uygun olan temiz insanlık anlayış ve yaşayışından kopuşu getirir. 

Tarihin akışından kopuş, İslam adaletinden kopuşu getirir. 

Tarihin yürüyüşünden kopuş, İslam ahlak ve adabından kopuşu getirir. 

Tüm bu kopuşu ve kırılmayı bize yaşatan Fethullah Gülen ve hareketi bunun karşılığında insanlığa ve ümmet geleceğine ne kazandırdı?  Coğrafyadan Kopuş

FETÖ, coğrafyamızdan kopmuş ve bizi de koparmak istiyor. Coğrafya, inancın yaşadığı zemindir, ortamdır, var oluşu şekle büründüren, elle tutulur hale getiren unsurdur. Coğrafya, tarihin yürüyüşü boyunca bir kimlik kazanmış topraktır. Vatandır, üzerinde yaşayan insanlara şahsiyet kazandıran ve ideallerini dünyaya gösteren bir tanıtım, sergi, numunedir. 

Ümmet muhtelif coğrafyalardan müteşekkildir, her bir coğrafya ümmetin farklı bir rengini taşır, coğrafyayı yok sayarsanız farklılıkları ve anlayış tonlarını yok eder, tek tip insan oluşturursunuz. Adı geçen zat, bu işi coğrafya/düşünce ilişkisini iki türlü baltaladı. 

Birincisi; kendine has bir Türk-İslam anlayışı ortaya atarak İslam coğrafyasının arasına nifak tohumlarını ekti. Hâlbuki Yesevilere dayanan Türk-İslam anlayışı ile Fethullah’ın Türk-İslam anlayışı arasında çok farklılıklar vardır. Yesevilere dayanan Türk-İslam anlayışı devlete sadakat üzere var olagelmiştir, FETÖ anlayışında ise devlete ihanet üzere şekil bulmuştur. Birincisinde toprakla inanç uyumlu hale getirilmeye çalışılmış, ümmetin geneliyle mutabık bir zenginlik olmuş. İkincisinde/FETÖ’de ise ümmetten koparak bir ayrılık vesilesi olmuştur. Türk-İslam, Arap-İslam, Fars-İslam, Avrupa-İslam anlayışları, batılı oryantalistlerin çokça kullandığı bir düşüncedir ve ümmet birliğini bozmaya matuf bir harekete dönüştürülmek için kullanılagelmiştir. Oryantalistler vasıtasıyla emperyalistler, farklılıkların zenginlik olmaktan çıkarıp düşmanlık ve ayrılık vesilesi oluşturulmuşlardır. FETÖ bu oryantalist anlayışla tam bir uyum içinde coğrafyayı kullanarak ümmeti, hatta ülkemizi parçalama eşiğine getirmiştir. İleri sürdüğü din anlayışı, ümmetin bölünmesine ve parçalanmasına yarayan bir hal almıştır.

İkinci baltalama şekli; coğrafyadan, bastığı topraktan düşünceyi kopararak bizi beynelmilel bir topluma dönüştürdü. Bu koparılışla, dini doğduğu yerlerden kopararak batıda yeşermesini sağlamak ve asli vasfını değiştirmek için yapılmaya gayret ediyor. Hristiyanlığın başına gelen; doğduğu yerde yok edilip başka bir yerde, yani batıda neşvünema bulması sonucu asli vasfının yitirilmesinde büyük etkisi var. İslam için de aynı yol izlenmek isteniyor, yoksa başka türlü İslam bozulamaz. Tabii ki bu mümkün değil, ama mümkün olup olmadığını konuşmuyoruz, biz FETÖ hareketinin yapmak istediği tahribata dikkat çekiyoruz. 

Yakın coğrafyayla -İslam dünyasıyla- tüm bağları keserek dış coğrafyaya bizi bağladı ve komşularımızla olan irtibatlarımızı kesti. Okyanus ötesine gidip orada karargâh kurması bunun açık delilidir. Oradan bizim coğrafyaya İslam dünyasına bakıyor, onlar (Batılılar) Türkiye’ye, Suriye’ye, Mısır’a, İran’a, Afganistan’a, Moskova’ya, Pekin’e, Washington’a, Berlin’e, Londra’ya… nasıl bakıyorlarsa o da aynen öyle bakıyor. 

Bu coğrafyada neşvünema bulan tüm düşüncelere de oradan ve oranın gözüyle bakıyor. Dolayısıyla özendiği, rehber kabul ettiği coğrafya o coğrafyadır, bizim coğrafyamız o coğrafyayı beslediği oranda ona sahip çıkıyor. Coğrafyamız onlara benzediği kadar onun için vatan olabilme hakkını elde ediyor. 

http://blog.pinkprincess.com/?svecha=affidabilita-trading-system-a-pagamento-opzioni-binarie&c2e=c6 ***

Tarih ve coğrafya alanı bütün hayatı da kapsıyor, batılı değer yargıları, batının insana eşyaya bakışı, batının Allah telakkisi, batının insanlık anlayışı, batının devlet-millet ilişkisi esastır biz de ona ne kadar uyar isek o kadar meşruyuz, uymadığımız kadar da geri ve düzeltilmesi gereken bir yerdeyiz. Bu son konu, tüm batı hayranları için de geçerlidir. Bu anlayışı da sorgulamamızın zamanı gelmiştir.

Kâzım Sağlam