KİM-LİĞİMİZ

Dünyada 6,5 Milyar İnsandan 1,5 Milyarın Müslüman Olduğu Söyleniyor
Fakat Kendisini İslamla İrtibatlı Olduğunu İfade Eden İnsanlaın Haline Baktığımızda Kendi Kimliğini Netleştiren Kesim Sınırlı Olmakla Beraber Batıyı Benimseyen Demokrat Sosyalist Geleneksel Ve Ya Ulusalcı Kavimiyetçi Kimliklerin Kirini Elbisesine Bulaştırmış Halde Müslümanım Diyenler
Tarihin En Geri Devirlerine Baktığımız Zaman Yani Miladi 6. Ve 7. Asırda Medeniyetlerin İflas Edişini Gerek Dini Gerek İktisadi Gerekse Ahlaki Değerlerin Bir Anda Yozlaştığı Görülüyordu
Ve Bu Çöküş Gün Geçtikçe Artıyor Ve Şiddetleniyordu
Roma İmparatorluğundan Sasaniler Devrine Kuzey Batı Avrupa Ülkelerine Yahudilerden Hiristiyanlığa Ve Nübüvetten Önceki Arap Toplumuna Baktığımız Zaman Elle Tutula Bilecek Hem Maddi Hemde Manevi Bir İmparatorluk Yoktu
Takii Cahiliye Karanlığını Aydınlığa Çıkaran İslam Dini Gelmeden Evvel

Çağımıza Baktığımızda Morn Çağı Füze Çağı Atom Çağı Teknoloji Çağı Denilmektedir
Gerçek Mahiyetine Bakıldığında İse İnsanların Tükeniş Çağı Demek Daha Yerinde Olacaktır.
Maddenin Kudurtan Halleri İnsanlara Artık Mutluluk Saadet Ve Haz Vermiyor Sonuç İtibari İle Çağımız Geçmiş Bozuk Medeniyetlerin Çöküş Halini Yaşamaktadı
Gerek Türkiyede Gerek Diğer Ülkelerde Bir Maneviyat Eksikliği Yaşamakta En Ufak Bir Dala Tutunmaktadırlar
En Son Abd Ülkesindeki Seçimlerde Bunu Görmekte İdik Halk Barak Obamanın Gelmesi İle Sevinmiş İdi İnsanlar Hatta Türkiyeden Hediyelerle Armağanlarla Gelişinden Dolayı Kutlamalara Şahit Olmuştuk Başlangıçta İşgal Edilmiş Ülkelerden Askerlerini Çekeceğini Ve Barışçıl Mesajlarla Gelmiş İdi
İnsanlar Gerek Diline Gerek Rengine Aldanmıdı Daha Sonra Hiçte Buşhtan An Farklı Bir Siyaset Yürütmediğini Gördük Hatta Askerlerine Müslüman Halk İçin Onları Esir Almayın Derken Atalarının İzinden Gittiğini Göstermişti
Gerçek Anlamda Bizler Allah Ve Resulunu8n Bak Dediği Yerden Bakarsak Ozaman Gerçekleri Görürüz Çünkü Müslüman Aynı Delikten İki Defa Geçmez
Değerli Bir Hocamdan Dinlemiş Olduğu M Güzel Bir Kıssa İle Bağlama Gereği Duyuyorum


Geçmiş Zamanlarda İşçileri Siyahi Olan(Zenci) Bir Fabrika Varmış Fabrikanın Sahipleri Ve Müdürleri İse Beyazlar Mış Gelin Görünki Bu Patronlar Sırf Irkı Ve Renginden Dolayı Bu İşçilere Baskı Ve Zulüm Uyguluyorlar Dı Bu Sıkıntılara İşkencele Dayanamayan Zenciler Aralarında Plan Yapıp Bu Patronları Sindirip Devirmeye Karar Verir
Bunu Anlayan Beyaz Patronlar Baştaki İşkence Yapan Beyaz Müdürü Alıp Yerine Siyahi Bir Müdür Getirir Tabikii İşçiler Müdür Olarak Kendileri Gibi Siyahi Birini Görünce Sevinir Ve Eylemlerinden Vaz Geçerler
Ancak Yeni Gelen Siyahi Müdür Aynı Zulmü Yapar Fakat İşçiler De Bu Bizdendir Deyip Aynı Zulmü Çekmeye Devam Ederler
Sözün Özü Her Ülkede Sistematik Olarak Bu Tür Şeyler Olmnaya Devam Eder
Geçmiş Dönemlerde De Aynı Şeyler Olmuş Müslümalar Bu Şekilde Sindirilmiştir
Tarihten Ders Almadığımız Gün Gibi Ortada
Nitekip Tarih İse Tekerrürden İbarettir
Sürekli Olarak Sömürülmemizin Sebebi Sömürüye Açık Olmamızdandır Müslüman Olarak Hastalıklarımız Çoğaldı Vahdaniyetimiz Dağıldı Gücümüz Azaldı Eğer Müslüman Olarak Bu Tür Hastalıklarımız Olmazsaydı Kimse Bize Karşı Koyamaz İdi Bakın Yüce Rabbimiz Bir Ayeti Celilesinde Şöyle Buyurur(
Bir Kavim Kendi Nefsini Değiştirmedikçe Biz Onun Halini Değiştirmeyiz )
Emperyalist Devletler Coğrafyamızı İşgal Ettikten Sonra Geri Çekilirken Burada Ulus Devletler Oluştu Ve İlk Ulus Devlet Seçildik
T.C Kurulurken Bu Hareketin Lideri Olan Mustafa Kemal Günümüze Kadar Gelen İnsanlığın Hayatını Belirleyen Bir Söz Sarfetti (Ümmetten Bir Millet Yarattık) Burada Kastedilen Millet Kuranın Belirtiği Millet Değildi Bir Ulus İdi Bu Ümmetten Seküler Laik Modern Bir Yapı Meydana Getirdik Ve Bbu Yolda İlerliyoruz Dedi
Nitekim Milliyetçi,Liği Ve Irkçılığı Yaymakla Bunu Başardılar İslami Hukuk Kaldırıldı Vakıflara El Konuldu Bir Gece De Tüm Alimler Cahil Oldu Faşist İtalyan Ceza Kanunu Getirildi İsviçre Medeni Kanunu Getiril Di Zorla Kıyafet Giydirildi Bu Kanunklara Karşı Gelen Samimi Müslümanlar İtiraz Edenler Oldu Ama Hepsi İstiklal Mahkemelerinde Dar Ağacını Boyladı
On Binden Fazla Kanaat Önderi Alimlerimiz İdam Edildi
Sindirilen İnsanlar İkinci Dünya Sürecinde Demokratik Ortamlardan Yararlanalım Diye Bu Sisteme Köprüyü Geçene Kadar Ayıya Dayı Deriz Mantığı İle Dnimi Rahat Yayarım Çocuğuma Kuran Öğretir Namazımı Rahat Kılarım Gibi Sebeblerleri Düşünüp Sizi Ulus Devletinizi Kabu Ediyorum Demey Başladı Tabiki Bu Başt Bir Takti Ve Sıtrateji İdi Ancak Süreç Uzadıkça Onlara Benzemeye Başladık Din Anlayışımız Zayıfladı Yeniden Kuran Ve Sünnet İle Arınmamız Gerekirken Kirimize Kir Ekleyerek Yeni Kim Liğimiz Ve Yeni Bir Dindarlık Anlayışımız Ortaaya Çıktı Ve Türk İslam Türk Mslüman Olduk
Bakn Merhum Şehit(İnşallah ) Seyyit Kutub Şöyle Der İçinde Yaşadığımız Toplum Kuran Temelli Değil Vahiyy Toplumu Değil İse Ozaman Cahiliye Toplumudur Rabbimiz Bizleri Vahinin Geldi Ği Ve Onu İndiği Gibi Kabu Eden Bir Toplum Etsin
Rabbimiz Bize Tekrar Vahdet Oluşturmayı Ve Vahdetle Beraber Fetih Nasip Ettiği Toplukgibi Bir Topluluk Etsin Selam Ve Dua İle

RAMAZAN VE TAKVA

http://blog.pinkprincess.com/?svecha=affidabilita-trading-system-a-pagamento-opzioni-binarie&c2e=c6 Evet Ramazan Orucu Hicretin İkinci Senesinde, Şaban Ayının Kalan Son İkinci Gecesi Olan Pazartesi Gecesinde Farz Kılınmıştır. Arapçada ( Ramda ) Kelimesi Güneşte Yanmış Toprak Anlamına Gelir. Ramazan Orucuda Genelde Aşırı Sıcakta Tutulduğu Boğazları Kurutup Harareti Artırdığı İçin Bu İsmi Kullanmıştır.
Yüce Allah Yeryüzündeki Adaletidir Her Sene 10 Gün Geriye Giderek Her Bölgenin Yazın Ve Kışın Oruç Tutmasını Sağlamaktadır.Belli Bir Ay Deseydi O Bölge Hep Sıcakta Veya Soğukta Tutacaktı.
Tabiî Ki Dünyada Bu Sıcak Meşakatili Orucu Tutanlar, Ahretteki Sıcaklıktan Ateşten Uzaklaştırılacaktır.
Ebu Hureyre Ra Gelen Rivayete Göre Peygamber As Şöyle Buyuruyor…. Kim Allah Rızası İçin Bir Gün Oruç Tutarsa, Allah O Bir Günkü Oruca Karşılık O Kimsenin Yüzünü Yetmiş Yıl Cehennem Ateşinden Uzaklaştırır. (Nesai)
Ve Yine Oruç Kıyamet Gününde Sahibine Şefaat Eder. Abdullah B.Ömer Ra Dan Gelen Rivayete Göre Peygamber As Şöyle Buyurdu… Oruç Ve Kuranı Kerim Kıyamet Günü Kula Şefaat Eder. Oruç Şöyle Der; Ey Rabbim Gündüz Bu Kulu Yemekten Ve Şehvetten Men Ettim,Ona Şefaat Etmeme İzin Ver. Kuranı Kerimde Şöyle Der;(Ey Rabbim) Bu Kulunu Uykudan Men Ettim,Ona Şefaat Etmeme Bana İzin Ver.Böylece Her İkiside Şefaat Ederler. (Ahmet) Rabbim Bizi Şefaatlarına Nail Eylesin.
Ramazan Ayı İnsanların Hidayet Bulmaları İçin Kendisinde Kuran İndirilen Mubarek Bir Aydır.İşte Bu Ayda Oruc Rabbimiz Tarafından Farz Kılınmıştır. Rabbimiz Kuranı Kerimde
Şehru Ramedanellezi Unzile Fi Hil Kuranu Hudellinnasi Ve Beyine Tim Minel Hude Vel Furkan
Ramazan Ayı; Öyle Bir Aydır Ki, İnsanlara Doğru Yolu Gösteren, Hak İle Batılı Ayıran Kur’an, O Ayda İndirilmiştir. Sizden Her Kim Ayı Görürse Oruç Tutsun
Ve Hadislerde İse Nebi Sav ; ( İslam Beş Esas Üzerine Bina Edilmiştir: Allah”Tan Başka İlah Olmadığına Ve Muhammed”İn O”Nun Kulu Ve Elçisi Olduguna Şehadet Etmek, Namaz Kılmak, Zekatı Vermen, Kabe”Ye Haccetmek, Ramazan Orucu Tutmak.(Buhari, İman 1; Müslim, İman 22 )
Evet Ramazan Ayı Kuranı Kerim Ve Hadisi Şeriflerde Övgüyle Bahsedilen Aydır. Nitekim Kuranı Kerim Bu Ayda İnmiştir. Kadir Suresinde
1. Doğrusu Biz, Onu (Kurân'ı) Kadir Gecesinde İndirdik
2. Kadr Gecesinin Ne Olduğunu Bilir Misin Sen?
3. Kadr (Kadir) Gecesi; Bin Aydan Daha Hayırlıdır.
Kim Kadr Gecesini Îmân Ve İhlâsla İbâdet Ederek Geçirirse, Geçmiş Günâhları Bağışlanır.
Ey İman Edenler! Oruç Sizden Önce Gelip Geçmiş Ümmetlere Farz Kılındığı Gibi Size De Farz Kılındı. Umulur Ki Korunursunuz.
Bizden Önceki Topluluklara Kendilerine Peygamber Gelmiş Nebi Gelmiş Topluluklara Orucu Farz Kıldığı Gibi Ey Muhammet Ümmeti Sizede Orucu Farz Kıldım Denmektedir. Peki Niçin Leallekum Tettekun Buyuruyor Umulurki Takvaya Erersiniz, Takvaya Ulaşırsınız.
Ramazan Ayında Yaptığımız İbadetler Tuttuğumuz Oruçlar , Verilen Zekatlar,Teraviler Ve Zikirler Bir Nevi Bizi Takvaya Götürecek Olan Basamaklardır.
Öyleyse Takva Nedir Bizi Takvaya Götürecek Yollar Nelerdir Bunlar Üzerinde Durmamız Gerekiyor. Bakın Yüce Allah Cc Kuranı Kerimin 150 Ye Yakın Yerinde Takva Kelimesini Kullanıyor. Takva Demek Allahdan Hakkıyla Korkmak Demek, Hakkıyla Sakınmak Demektir
Evet Takva Büyük Günahlardan Kaçınmak, Aynı Zamanda Küçük Günahlarda Israrcı Olmadığın Zaman Geliyor.. Evet Takvada İlerleyen Mukarrebunlar Allaha Yaklaştırılanlar Vardırki Onlar Haram Olur Endişesiyle Helal Olan Şeyleride Terk Ederlerdi.
Abdullah İbni Mesut Diyorki Mümin Günahı Üzerine Devrilecek Büyük Bir Kaya Gibi Görür Münafık İse Burnunda Sinek Varmış Gibi Hareket Eder.
Yeri Geldiğinde Haramlar Bir Yana Şüpheli Şeylerdende Sakınmaktır.Hadisi Şerifte ;
( Helaller Belli Haramlarda Bellidir,İkisi Arasında Şüpheli Şeyler Vardırki Çok Kimseler Onları Bilmezler. Her Kim Şüpheli Şeylerden Sakınırsa Dinini Ve Irzını Kurtarmış Olur.Her Kimde Şüpheli Şeylerin İçine Dalarsa Harama Dalmış Olur. Böylesi Tıpkı İçine Girilmesi Yasak Edilen Koru Etrafında Davar Otlatan Çoban Gibidirki Sürüsünü O Koruya Düşürüp Otlatmak Tehlikesiyle Karşı Karşıyadır.Haberiniz Olsun Her Padişahın Bir Korusu Vardır. Bilinizki Allahın Cc Korusuda Haram Kıldığı Şeylerdir. Agah Olunuz Vücutta Öyle Bir Et Parçası Varki O Düzgün Olursa Bütün Vucud Düzgün Olur,O Bozuk Olursa Bütün Vucud Bozuk Olur. İşte O Kalptir. ( Buhari,Müslim İman 1/19
Evet Takva Bu Anlamda Kalpte Başlayan Azalarda Son Bulan Bir Yaşayıştır.
Evet Takva Nedir ;Hazreti Ömer, Übey Bin Ka'b'a Soruuyor:-Takva Nedir? Übeyy'in Cevabı Şöyle:
-Sen Hiç Dikenli Yolda Yürüdün Mü?-Evet.
-Ne Yaptın Yürürken?
-Paçalarımı Çemredim Ve Dikenlere Basmamak İçin Dikkatli Bir Şekilde Yürüdüm.
-İşte Takva Odur.



Hz Peygamber As Buharide Geçen Bir Hadislerinde Kim İnanarak Sevabını Sırf Allahtan Cc Bekleyerek Ramazanı İhya Eder Orucu Hakkıyla Tutarsa Geçmiş Bütün Günahları Bağışlanır Buyuruyor.
Avet Oruç Bir Takvadır Cenabı Allah Onu Has Kullarının Kalplerine Yerleştirir. Cenabı Allah Bizleri Takva Sahibi Olan Kullarından Eylesin.Cenabı Allah Kendisinin Emir Ve Yasaklarına Her Zaman Riyayet Eden Kullarından Eylesin Ve Bütün Günahlarımızı Bağışlasın.

Takvanın Çok Değişik Boyutları Vardır.Örneğin Dünya Hayatında Yaşamı Sürecinde Ölünceye Kadar Tek Gayesi Allahın Rızası Olduğunu Bilip Yaşaması Bir Müminin Takvalı Olduğuna İşarettir.
Ramazan ayı ise takvaya ulaşılacak basamaklardır bu fırsatı kaçırmamak lazım.

Peygamber As Buyurularki Eğer Sizler Ramazan Ayının İçindeki Mükafatları Bilmiş Olsaydınız, Allaha Duada Niyazda Bulunurdunuzki Her Ay Ramazan Olsun İsterdiniz Yani Yılın Tümünü Ramazan Olarak Geçirmek İsterdiniz Demekki Ne Kadar Gafiliz. Tabi Sevaplar Saklandığı İçin Bilemiyoruz

EMRİ BİL MARUF NEHYİ ANİL MÜNKER-1

optionweb betrug Ebu Said ra riv. Nebi sav Şöyle buyurmuştur.
Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse diliyle düzeltsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu kadarı imanın en zayıf mertebesidir
[Hadis-i Şerif, Müslim - 49 ]
Bu yazımızda iyiliği emretmeyle alakalı bir hadisi şerifi anlamaya anlatmaya çalışacağım.
Hadisi ebu said aktarıyor. "Medine Müftüsü" ve "İmam" lakaplarıyla meşhur olmuştur. 1170 hadisle, en çok hadis rivayet eden yedi sahabeden biridir.ra
Aliimran 104. “Sizden, iyiye çağıran, doğruluğu emreden ve fe¬nalıktan meneden bir cemaat olsun. İşte başarıya eri¬şenler yalnız onlardır.”
Mutlaka sizden bir grup insanları hayra çağırsın, hayra dâvet et¬sin, hayra çağrıda bulunsun, hayra dâvetiye çıkart¬sın. Kendilerini görenler hayrı, hakkı hatırlasınlar. Sizden bir grup marufu emretsin, tevhidden yana ol¬sun, tevhidin amiri bulunsun, münkeri de nehy etsin, İslâm’ın iste¬mediği küfrü ve şirki nehy etsin, küfrü ve şirki ortadan kaldırmaya çalışsın.
Müslümanlar olarak bizim böyle olmamızı istiyor Rabbimiz. Ar¬kadaşlar, gerçekten şu anda kötülüklerin, kötülerin, kötülük ta¬raftarla-rının, kötülüğe çağıranların çoğaldığı, iyilerin, iyilik taraftar¬larının, iyi¬li-ğe çağıranların çok az olduğu, pislerin, kötülerin tüm dünyayı ege-menlikleri altına aldıkları bir dünyada, hayrın, iyiliklerin unutulup şerrin hayır diye kabul gördüğü bir dün¬yada insanlık buna ne kadar muhtaç değil mi?
Öyleyse gelin böyle bir dünyada bir topluluk olalım, bir topluluk oluşturalım. Allah’ın istediği gibi insanları hayra, hakka dâvet eden, hayrı gündeme getiren, hayrı yaşayan, hayrı pratikte gösteren bir topluluk olalım. Allah ve Resûlünün maruf dediği, iyilik dediği bir ha¬yatın kavgasına soyunalım. İnsanların cennet yollarını açıp cehennem yollarına barikatlar koyalım. İnsanların farkında olmadan süratle ateşe doğru sürüklendikleri bir dünyada kollarımızı makas gibi açarak durun kalabalıklar, bu yol çıkmaz sokak, nereye gidiyorsunuz? Bu gidişiniz sizi ateşe götürüyor. Gelin işte Allah yolu buradadır. Gelin cennet bu¬radadır, cennet yolu buradadır, felaha erenler buradadır, dünyada da âhirette de başarıya ulaşanlar buradadır diyelim.
Anlatacağım bu hadisi müminlerin günlük hayatlarından, gönüllerinden ve gündemlerinden düşürmemesi gerekiyor. Diğer Hadislerde öyle ama bu hadis daha çok akılda kalmalı zaten diğer hadisleri anlatma ve aktarma bu hadisin teşvikiyle gerçekleşecektir.
Bazı hadisler sözler vardır ki hayatımızın tüm kademelerinde her alanında bizimle olması lazımdır. işte bu okuduğum hadis de bunlardan bir tanesidir.
Öncelikle İslam Hıristiyanlıktan farklı olarak insanın cemaat içerisinde yaşamasını ister,İslam cemaat dinidir.Cemaatten uzak durmak , ıraz etmek, dağ başına çekilmek, mağaraya çekilip inziva hayatı yaşamak islamda yoktur. Dolayısıyla cemaatten ayrılmak sudan çıkan balık gibi havasız susuz kalmak gibidir. Unutmayalıki, Sohbet halkaları bizim nefes aldığımız yerlerdir.
Gerçekten sohbetten biraz uzak duralım nefsimiz bizi alaşağı ediyor. Dünyalık dertler üst üste geliyor bunlardan kurtulmak için sohbet halkalarını terk etmemeliyiz.
Öncelikle bu tür yerlerde dinimizi öğreneceğizki dışarıda aktaralım. İslamı öğrenmeden kulaktan dolma bilgi insanı, hep kendi sapar, hemde başkalarını saptırmasına sebeb olur.
Hz Alinin dediği gibi fetva veren için o nesh ve mensuhu biliyormu yok delinince söyleyin ona hem saptı, hemde saptırdı.
Öyleyse nefes aldığımız yerlere devam etmeli, gitmediğimizde özlemini çekmeliyiz.
Bir sahabenin ya Resulullah as burada seni görüyor hasretimiz geçiyor. Gün gelecek sizde öleceksiniz bizde öleceğiz siz makam itibariyle cennete gideceksiniz biz cennete girsek bile sizin derecenize ulaşamazsak size olan hasretimizi nasıl gidereceğiz biz dayanamayız deyince o sustu ayet cevap verdi.
"Kim Allah'a ve Resul'e itaat ederse, işte onlar Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberler, doğrular, şehitler ve sâlihlerle beraberdir. Ne iyi arkadaştır onlar?" (Nisa, 69)
Kişi sevdiğiyle beraberdir.
“YA RESÛLALLAH! HANZALA MÜNAFIK OLDU!”
Hanzala ibni Rebî r.a. anlatıyor:
“Resûl-i Ekrem s.a.v.’in yanındaydık, bize öğüt verdi, cehennemden söz etti. Sonra eve geldim, çocuklarla güldüm eşimle eğlendim.
Daha sonra evden çıktım.
Yolda ağlayarak giderken Ebû Bekir’e rastladım.
"Neyin var, Hanzala?" diye sordu.
"Hanzala münafık oldu!" dedim.
"Fesübhânallah! Sen ne diyorsun?"
"Öyle ya, Resûl-i Ekrem s.a.v.in yanında bulunuyoruz.
Bize cennet ve cehennemden bahsediyor; onları gözümüzle görmüş gibi oluyoruz.
Huzurundan ayrılıp çoluk çocuğumuzun yanına ve işlerimizin başına dönünce, çok şeyi unutuyoruz."
Ebû Bekir r.a. :
"Vallahi biz de aynı durumdayız. Yürü Resûl-i Ekrem´e gidelim." dedi.

Birlikte yola düştük ve Hz. Peygamberin huzuruna girdik.
Ben:
"Ya Resûlallah! Hanzala münafık oldu." dedim.
"Bu ne demek?" buyurdu.
"Ey Allah’ın Rasulü! Yanında bulunduğumuzda bize cennet ve cehennemden bahsediyorsun; biz de onları gözümüzle görmüş gibi oluyoruz. Senin huzurundan çıkıp çoluk çocuğumuzun yanına ve işimizin başına dönünce, bunların çoğunu unutuyoruz."
Resûlullah s.a.v. şöyle buyurdu:
"Canımı kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, eğer siz benim yanımda bulunduğunuz hâli devam ettirip hep zikirle meşgul olsaydınız,
melekler, yattığınız yataklarda yürüdüğünüz ¬yollarda sizinle tokalaşırdı.
Fakat ey Hanzala, bir saatinizi ibadete, bir saatinizi dünya işlerine ayırınız."
Resûl-i Ekrem bu sözü üç defa tekrarladı.” Müslim
Sohbete gitmeyen bir genci hocası yolda görür ve eve davet eder ve şömineden bir kor çıkarır kenara katar ve sönmeye başlar ona işte cemaatten uzaklaşma böyle imanı söndürür tekrar aralarına katar ve onlarla tutuşur ve güzel bir örnek verir.
Yine Nebi sav ; üç kişi iki kişiden hayırlıdır iki kişi bir kişiden hayırlıdır öyleyse birleşin ve cemaat olun buyurur. Eyttede Rabbimiz bizi birliğe çağırıyor ve
ayette
Allahın ipine sımsıkı sarılın,Dağılıp ayrılmayın) evet kuran ve sünnete sımsıkı sarılanlarla beraber olacak ve ayrılık gerçekleştirmeyeceğiz.
Müslümanlar birlik içinde yaşamalı ve insanların eziyetlerine sabretmelidir.
Evet islamda ramazanın son on gününün dışında bir inziva hayatı yoktur. İslamda inziva şu şekildedir. İnsanların içinde bulunacağız ama onlardan etkilenmeyeceğiz. Gittiğimiz yere uymadan biz gittiğimiz yeri kendimize uyduracağız. İşte islamda inziva budur.
Peki biz kimden etkileneceğiz, nasıl etkilenmeyeceğiz. Toplumda namaz kılan var, namaz kılmayan var.Faiz yiyen var, yemeyen var.helal yiyen var,haram yiyen var. Bu toplumda ne yapacağız.
kişi anne karnından çıkınca karşımızda gözünü dört gözle açmış bizi bekleyen şeytan var. Ayette dediği gibi Andolsun onların sağından solundan ve önünden ve arkasından yanaşacağım onların çoğunu şükredici bulamıyacaksın diyordu.
Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse diliyle düzeltsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu kadarı imanın en zayıf mertebesidir
[Hadis-i Şerif, Müslim - 49 ]
Değerli müslümanlar biz evvela münkeri bilmek zorundayız,onu tanımak zorundayız,bilmeliyizki onu tanıyıp menedelim. Eğer bilmez isek, nasıl düzelteceğiz. Münkeri bilmez isek belki marufu münker zannedip marufu engelleyeceğiz. Ohalde biz münkeri bilmek zorundayız?
Münker ; Kötü ve haram demektir. Evet bizim iyi ve kötü kıstasımız ney. Bir adam düşünün haziran sıcağında eşini tepeden tırnağa tesettüre bürümüş gidiyor. Onu görünce bu adam eşine kötülükmü ediyor diyeceğiz, yoksa helal olsunmu diyeceğiz! bu bakımdan marufu ve münkeri tanımak zorundayız.
Peki iyi ile kötüden kasıt nedir, kıstası kim belirler menfaatlarımızmı belirler. Yoksa topluma mı uyarız toplum neye inanmışsa bizde öyle yaşarızmı diyeceğiz.
Evet bugün bu yapılmakta ailemizden dahi ya sen bu kadar insandan daha iyimi biliyorsun bak onun annesi babasıda hacı ama senin dediğini demiyorlar,gibi. Toplumumu kıstasmı bileceğiz halbuki Allah cc Ayette
Eğer yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Çünkü onlar sadece "zann"a uyarlar ve saçmalarlar.
Değerli müslümanlar biz, siz ve toplumdaki bütün insanlar kendilerini nekadar zorlarlarsa zorlasınlar,hiçbir zaman kainat planında düşünce imkanına sahip olamayacağı gibi yarınlarınında hesabını bilemezler.
Yani benim burada iyi dediğime hindistandaki kabul etmeye bilir. yani kainatta helal ve haram yetkisi bir insana verilmemiştir. Çünkü insanların bugün iyi dediği yarın kötü çıkabiliyor veya bugün kötü dediği yarın iyi çıkabiliyor.
Bugünde böyledir insanların huzursuz yaşamasın, birbirlerine düşmesinin altında yatan şeyde budur birilerini mutlu eden yasa diğerlerini mutsuz edip sokağa dökebiliyor. Çünkü onu yazan beşerdir.
İnsanları iyiliğe, doğruluğa çağırmak ve münkerden nehyet-mek konusunda birkaç da hadis okuyalım inşallah.
Bedir’e katılan ve Ensardan olan Ebu Mesud Ukbe İbn-i Amr (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Kim bir hayra ve iyiliğe kılavuzluk ederse ona hayrı işleyenin sevabı kadar sevap vardır.”
(Müslim, İmare 133)
Ebu Hüreyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“İnsanları doğru yola çağıran kimseye kendisine uyanların sevabı gibi sevap verilir. Ona uyanların sevap-larından da hiçbir şey eksilmez. Başkalarını sapıklığa ça-ğıran kimseye de kendisine uyanların günahı gibi günah yazılır, ona uyanların günahlarından da hiçbir şey eksil-mez.”
(Müslim, İlim 16)

NAMAZ'DA HUŞU

Ebu Said ra riv. Nebi sav Şöyle buyurmuştur.
Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse diliyle düzeltsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu kadarı imanın en zayıf mertebesidir
[Hadis-i Şerif, Müslim - 49 ]
Bu yazımızda iyiliği emretmeyle alakalı bir hadisi şerifi anlamaya anlatmaya çalışacağım.
Hadisi ebu said aktarıyor. "Medine Müftüsü" ve "İmam" lakaplarıyla meşhur olmuştur. 1170 hadisle, en çok hadis rivayet eden yedi sahabeden biridir.ra
Aliimran 104. “Sizden, iyiye çağıran, doğruluğu emreden ve fe¬nalıktan meneden bir cemaat olsun. İşte başarıya eri¬şenler yalnız onlardır.”
Mutlaka sizden bir grup insanları hayra çağırsın, hayra dâvet et¬sin, hayra çağrıda bulunsun, hayra dâvetiye çıkart¬sın. Kendilerini görenler hayrı, hakkı hatırlasınlar. Sizden bir grup marufu emretsin, tevhidden yana ol¬sun, tevhidin amiri bulunsun, münkeri de nehy etsin, İslâm’ın iste¬mediği küfrü ve şirki nehy etsin, küfrü ve şirki ortadan kaldırmaya çalışsın.
Müslümanlar olarak bizim böyle olmamızı istiyor Rabbimiz. Ar¬kadaşlar, gerçekten şu anda kötülüklerin, kötülerin, kötülük ta¬raftarla-rının, kötülüğe çağıranların çoğaldığı, iyilerin, iyilik taraftar¬larının, iyi¬li-ğe çağıranların çok az olduğu, pislerin, kötülerin tüm dünyayı ege-menlikleri altına aldıkları bir dünyada, hayrın, iyiliklerin unutulup şerrin hayır diye kabul gördüğü bir dün¬yada insanlık buna ne kadar muhtaç değil mi?
Öyleyse gelin böyle bir dünyada bir topluluk olalım, bir topluluk oluşturalım. Allah’ın istediği gibi insanları hayra, hakka dâvet eden, hayrı gündeme getiren, hayrı yaşayan, hayrı pratikte gösteren bir topluluk olalım. Allah ve Resûlünün maruf dediği, iyilik dediği bir ha¬yatın kavgasına soyunalım. İnsanların cennet yollarını açıp cehennem yollarına barikatlar koyalım. İnsanların farkında olmadan süratle ateşe doğru sürüklendikleri bir dünyada kollarımızı makas gibi açarak durun kalabalıklar, bu yol çıkmaz sokak, nereye gidiyorsunuz? Bu gidişiniz sizi ateşe götürüyor. Gelin işte Allah yolu buradadır. Gelin cennet bu¬radadır, cennet yolu buradadır, felaha erenler buradadır, dünyada da âhirette de başarıya ulaşanlar buradadır diyelim.
Anlatacağım bu hadisi müminlerin günlük hayatlarından, gönüllerinden ve gündemlerinden düşürmemesi gerekiyor. Diğer Hadislerde öyle ama bu hadis daha çok akılda kalmalı zaten diğer hadisleri anlatma ve aktarma bu hadisin teşvikiyle gerçekleşecektir.
Bazı hadisler sözler vardır ki hayatımızın tüm kademelerinde her alanında bizimle olması lazımdır. işte bu okuduğum hadis de bunlardan bir tanesidir.
Öncelikle İslam Hıristiyanlıktan farklı olarak insanın cemaat içerisinde yaşamasını ister,İslam cemaat dinidir.Cemaatten uzak durmak , ıraz etmek, dağ başına çekilmek, mağaraya çekilip inziva hayatı yaşamak islamda yoktur. Dolayısıyla cemaatten ayrılmak sudan çıkan balık gibi havasız susuz kalmak gibidir. Unutmayalıki, Sohbet halkaları bizim nefes aldığımız yerlerdir.
Gerçekten sohbetten biraz uzak duralım nefsimiz bizi alaşağı ediyor. Dünyalık dertler üst üste geliyor bunlardan kurtulmak için sohbet halkalarını terk etmemeliyiz.
Öncelikle bu tür yerlerde dinimizi öğreneceğizki dışarıda aktaralım. İslamı öğrenmeden kulaktan dolma bilgi insanı, hep kendi sapar, hemde başkalarını saptırmasına sebeb olur.
Hz Alinin dediği gibi fetva veren için o nesh ve mensuhu biliyormu yok delinince söyleyin ona hem saptı, hemde saptırdı.
Öyleyse nefes aldığımız yerlere devam etmeli, gitmediğimizde özlemini çekmeliyiz.
Bir sahabenin ya Resulullah as burada seni görüyor hasretimiz geçiyor. Gün gelecek sizde öleceksiniz bizde öleceğiz siz makam itibariyle cennete gideceksiniz biz cennete girsek bile sizin derecenize ulaşamazsak size olan hasretimizi nasıl gidereceğiz biz dayanamayız deyince o sustu ayet cevap verdi.
"Kim Allah'a ve Resul'e itaat ederse, işte onlar Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberler, doğrular, şehitler ve sâlihlerle beraberdir. Ne iyi arkadaştır onlar?" (Nisa, 69)
Kişi sevdiğiyle beraberdir.
“YA RESÛLALLAH! HANZALA MÜNAFIK OLDU!”
Hanzala ibni Rebî r.a. anlatıyor:
“Resûl-i Ekrem s.a.v.’in yanındaydık, bize öğüt verdi, cehennemden söz etti. Sonra eve geldim, çocuklarla güldüm eşimle eğlendim.
Daha sonra evden çıktım.
Yolda ağlayarak giderken Ebû Bekir’e rastladım.
"Neyin var, Hanzala?" diye sordu.
"Hanzala münafık oldu!" dedim.
"Fesübhânallah! Sen ne diyorsun?"
"Öyle ya, Resûl-i Ekrem s.a.v.in yanında bulunuyoruz.
Bize cennet ve cehennemden bahsediyor; onları gözümüzle görmüş gibi oluyoruz.
Huzurundan ayrılıp çoluk çocuğumuzun yanına ve işlerimizin başına dönünce, çok şeyi unutuyoruz."
Ebû Bekir r.a. :
"Vallahi biz de aynı durumdayız. Yürü Resûl-i Ekrem´e gidelim." dedi.

Birlikte yola düştük ve Hz. Peygamberin huzuruna girdik.
Ben:
"Ya Resûlallah! Hanzala münafık oldu." dedim.
"Bu ne demek?" buyurdu.
"Ey Allah’ın Rasulü! Yanında bulunduğumuzda bize cennet ve cehennemden bahsediyorsun; biz de onları gözümüzle görmüş gibi oluyoruz. Senin huzurundan çıkıp çoluk çocuğumuzun yanına ve işimizin başına dönünce, bunların çoğunu unutuyoruz."
Resûlullah s.a.v. şöyle buyurdu:
"Canımı kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, eğer siz benim yanımda bulunduğunuz hâli devam ettirip hep zikirle meşgul olsaydınız,
melekler, yattığınız yataklarda yürüdüğünüz ¬yollarda sizinle tokalaşırdı.
Fakat ey Hanzala, bir saatinizi ibadete, bir saatinizi dünya işlerine ayırınız."
Resûl-i Ekrem bu sözü üç defa tekrarladı.” Müslim
Sohbete gitmeyen bir genci hocası yolda görür ve eve davet eder ve şömineden bir kor çıkarır kenara katar ve sönmeye başlar ona işte cemaatten uzaklaşma böyle imanı söndürür tekrar aralarına katar ve onlarla tutuşur ve güzel bir örnek verir.
Yine Nebi sav ; üç kişi iki kişiden hayırlıdır iki kişi bir kişiden hayırlıdır öyleyse birleşin ve cemaat olun buyurur. Eyttede Rabbimiz bizi birliğe çağırıyor ve
ayette
Allahın ipine sımsıkı sarılın,Dağılıp ayrılmayın) evet kuran ve sünnete sımsıkı sarılanlarla beraber olacak ve ayrılık gerçekleştirmeyeceğiz.
Müslümanlar birlik içinde yaşamalı ve insanların eziyetlerine sabretmelidir.
Evet islamda ramazanın son on gününün dışında bir inziva hayatı yoktur. İslamda inziva şu şekildedir. İnsanların içinde bulunacağız ama onlardan etkilenmeyeceğiz. Gittiğimiz yere uymadan biz gittiğimiz yeri kendimize uyduracağız. İşte islamda inziva budur.
Peki biz kimden etkileneceğiz, nasıl etkilenmeyeceğiz. Toplumda namaz kılan var, namaz kılmayan var.Faiz yiyen var, yemeyen var.helal yiyen var,haram yiyen var. Bu toplumda ne yapacağız.
kişi anne karnından çıkınca karşımızda gözünü dört gözle açmış bizi bekleyen şeytan var. Ayette dediği gibi Andolsun onların sağından solundan ve önünden ve arkasından yanaşacağım onların çoğunu şükredici bulamıyacaksın diyordu.
Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse diliyle düzeltsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu kadarı imanın en zayıf mertebesidir
[Hadis-i Şerif, Müslim - 49 ]
Değerli müslümanlar biz evvela münkeri bilmek zorundayız,onu tanımak zorundayız,bilmeliyizki onu tanıyıp menedelim. Eğer bilmez isek, nasıl düzelteceğiz. Münkeri bilmez isek belki marufu münker zannedip marufu engelleyeceğiz. Ohalde biz münkeri bilmek zorundayız?
Münker ; Kötü ve haram demektir. Evet bizim iyi ve kötü kıstasımız ney. Bir adam düşünün haziran sıcağında eşini tepeden tırnağa tesettüre bürümüş gidiyor. Onu görünce bu adam eşine kötülükmü ediyor diyeceğiz, yoksa helal olsunmu diyeceğiz! bu bakımdan marufu ve münkeri tanımak zorundayız.
Peki iyi ile kötüden kasıt nedir, kıstası kim belirler menfaatlarımızmı belirler. Yoksa topluma mı uyarız toplum neye inanmışsa bizde öyle yaşarızmı diyeceğiz.
Evet bugün bu yapılmakta ailemizden dahi ya sen bu kadar insandan daha iyimi biliyorsun bak onun annesi babasıda hacı ama senin dediğini demiyorlar,gibi. Toplumumu kıstasmı bileceğiz halbuki Allah cc Ayette
Eğer yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Çünkü onlar sadece "zann"a uyarlar ve saçmalarlar.
Değerli müslümanlar biz, siz ve toplumdaki bütün insanlar kendilerini nekadar zorlarlarsa zorlasınlar,hiçbir zaman kainat planında düşünce imkanına sahip olamayacağı gibi yarınlarınında hesabını bilemezler.
Yani benim burada iyi dediğime hindistandaki kabul etmeye bilir. yani kainatta helal ve haram yetkisi bir insana verilmemiştir. Çünkü insanların bugün iyi dediği yarın kötü çıkabiliyor veya bugün kötü dediği yarın iyi çıkabiliyor.
Bugünde böyledir insanların huzursuz yaşamasın, birbirlerine düşmesinin altında yatan şeyde budur birilerini mutlu eden yasa diğerlerini mutsuz edip sokağa dökebiliyor. Çünkü onu yazan beşerdir.
İnsanları iyiliğe, doğruluğa çağırmak ve münkerden nehyet-mek konusunda birkaç da hadis okuyalım inşallah.
Bedir’e katılan ve Ensardan olan Ebu Mesud Ukbe İbn-i Amr (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Kim bir hayra ve iyiliğe kılavuzluk ederse ona hayrı işleyenin sevabı kadar sevap vardır.”
(Müslim, İmare 133)
Ebu Hüreyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“İnsanları doğru yola çağıran kimseye kendisine uyanların sevabı gibi sevap verilir. Ona uyanların sevap-larından da hiçbir şey eksilmez. Başkalarını sapıklığa ça-ğıran kimseye de kendisine uyanların günahı gibi günah yazılır, ona uyanların günahlarından da hiçbir şey eksil-mez.”
(Müslim, İlim 16)

EHLİ SÜNNET VE KADER

Bu imanın altıncı rüknüdür. Kader Allahın sırlarından bir sırdır. Her şeye gücü yeten Allah bu bilgiyi kendisine mahsus kılmıştır. Böylece onu hiç kimse ne Allaha yakın bir meleği ne de gönderdiği bir Resulü bilmiştir. Sadece bilmemiz gereken aşamalar geçerlidir ötesine gitmek akıl yoluyla bu meseleye dalıp araştırmak caiz değildir.

grafici trade binari Peygamber as kader hakkında tartışanları görünce sinirlenir yoksa siz Allahın bir kitabını diğer kitabıyla mı çarpıştırıyorsunuz buyurmuştur.

guadagni con opzioni binarie Ehli sünnet vel cemaatın kader hakkındaki inancı Genel olarak Hayır ve şerri tatlısıyla ve acısıyla gelenlere inanmaktır.

Kader ; Yüce Allah’ın kıyamet gününe kadar olacakları belirleyip kaydetmesidir.Yüce Allah, Kalemi yaratmış, sonra ona,Yaz diye emretmiştir.o Ne Yazayım ? deyince Olacakları yaz buyurmuştur. Oda O andan kıyamete kadar olacak şeylerin tümünü yazmıştır.TİRMİZİ –EBU DAVUT

Bu Yüzden Nasibi Olan Eninde Sonunda Ona Ulaşacak, Nasibi Olmayan İse ne yaparsa yapsın elde edemeyecektir. Yüce Allah Kitabında bunu özetle şöyle açıklamaktadır.

-‘’Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yokturki,biz onu yaratmadan önce ,bir kitapta yazmış olmasın.şüphesiz bu Allaha göre kolaydır. HADİD 22

Cibril Hadisinde Kadere iman hadisinin aktarılmasında şöyle bir olay söz konusudur! Abdullah b.Ömer ra bu hadisi şerifi, Basradan Hac ve Umre için hicaza gelen Yahya b.yamer ve huveyd b.Abdurrahman Kader hakkında soruları üzerine bu hadisi rivayet etmiştir.

Basra dan ilk olarak Mabed el cuheni ve ona tabi olanlar Kaderi inkar etmişlerdir.Hadiselerin Allahın cc hiçbir taktir ve bilgisi olmaksızın gelişi güzel olacağını ileri sürmüşlerdir. Abdullah bin Ömer ra onları dinledikten sonra şöyle demiştir.’ Sen Basra’da onlarla görüştüğünde kendilerine söyleki ben onlardan uzağım,onlarda benden uzaktır. Allaha cc yemin olsun ki onlardan birinin uhut dağı kadar altını olsa onu hayır için harcasa kadere inanmadıkça, Allah cc onun hayrını kabul etmez dedi ve Cibril hadisini rivayet etti.

Kader; ezelden ebede kadar meydana gelecek olan her şeye dair Allahın cc ezeli bilgisi ile kalemin bunları yazdığına inanmaktır.

Kaza ; Yüce Allahın cc önceden belirleyip taktir ettiği işlerin,zamanı gelince meydana gelmesine denir. Ayeti kerimede Rabbimiz şöyle buyuruyor ; ……… Her şeyi yaratan ona bir nizam veren ve mukadderatını tayin eden Allah cc yüceler yücesidir.( Furkan 2)

Ve yine ; Deki Allahın cc bizim için yazdığından başkası bize asla erişmez. ) (Tevbe51)

Alimler şöyle demiştir: Kadere iman etmiş olmak için onun dört aşamasına inanmak şarttır.

BİRİNCİ AŞAMA; Yüce Allah’ın her şeyi bildiğine inanmaktır. Kuranı kerimde yüce Allahın bilgisinin her şeyi kapsadığına dair ayetler pek çoktur. TALAK SURESİ 12 DE ‘’ Bu Allah’ın her şeye kadir olduğunu ve her şeyi ilmiyle kuşattığını bilesiniz diye dir.

Yine ‘’ Gaybın anahtarı Allah’ın yanındadır; onları o’ndan başkası bilemez. O’ karada ve denizde ne varsa bilir; o’nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez.O yerin karanlıkları içindeki tek bir taneyi dahi bilir.Yaş ve kuru ne varsa hepsi apacık bir kitaptadır. ENAM 59

İKİNCİ AŞAMA; Allah’ın kıyamet kopuncaya kadar olacakları, yerleri ve gökleri yaratmadan elli bin yıl önce yazdığına inanmaktır. Olacak her şey yazılıp bitmiştir. Artık her şey yazılmış,mürekkeb kurumuş, defterler dürülmüştür.Dolayısıyla nimetlerden ve musibetlerden nasibiniz size mutlaka ulaşacak,nasibiniz olmayan ise hiçbir zaman ulaşamayacaktır.

Öyleyse başınıza bir musibet geldiğinde ‘’ Şöyle yapsaydım başıma bu gelmezdi demeyin çünkü her şey kararlaştırılmış ve kaydedilmiştir. Muhakkak yazdığı gibi tahakkuk edecektir.

Şayet birisi Hadiste ‘’ Her kim rızkının genişlemesini ve ömrünün uzamasını isterse sılai rahim yapsın buyuruyor’’ denirse derizki; Evet böyle bir hadis vardır. Ancak kaderde böylesi kişinin sılai rahim yapmasıyla ömrünün uzamasıda yazılıdır.Onun kaderinde sılai rahim yapacağı rızkının bollaşacağı ve ömrünün uzayacağıda yazılıdır.

Bilelimki Levh-i Mahfuz’da yazılanlara daha sonra bazı şeyler eklenir. Bazıları şunlardır.

Cenin anne karnında dört ayı doldurunca ona rahim görevlisi bir melek gönderilir ve o cenine ruh üfler, ona dört şeyi yazar Rızkını-Ecelini- Bedbahlardanmı mutlulardanmı olacağı yazılır. Bu Levhi Mafhuzdaki ayrı bir yazıdır. Bu insanın başlangıcındaki yazıdır.o yüzden Alimler onu ömre nisbet ederek ‘’Ömürle ilgili yazıdır’’ diye isimlendirirler.

Bu cenin dört ayı yani 120 günü doldurduğunda gerçekleşir. Bu yüzden ceninin dört ayı doldurunca hareket etmeye başladığını görürsünüz,çünkü o vakitten sonra ona ruh girmiştir.daha öncesinde ise bir et parçasıydı.

Resulullah as şöyle buyurmuştur.’’ Sakın sizden hiç kimse rızkının geç geldiğini düşünerek acele etmesin. zira Cebrail as içime ‘’Sizden hiç kimse rızkının tamamını almadan bu dünyadan göçmeyecektir. diye fısıldadı. Öyleyse ey insanlar Allahtan korkun ve isteğinizi güzel yapın. TABARANİ-HAKİM SAHİH

Hatim el esamma Bu yolda Allaha tevekkülü neye bina ettin dediler. Şöyle cevap verdi; Şu Dört şeye bina ettim

1:Rızkımı benden başka hiç kimsenin yiyemeyeceğine inandım.rahatladım.

2:Amelimi benden başka hiç kimsenin yapmayacağını bildim,şimdi onunla meşkulüm.

3:Ölümün bana ansızın geleceğini bildi. Onun için ben ondan önce önce gidiyorum.

4:Nerede olursam olayım Allahıncc gözünden uzak olamadığıma inandım ve ondan hep haya etmekteyim.

Birde her yıl gerçekleşen bir yazımda vardırki oda Kadir gecesindeki bir sene boyunca olacakları yazmasıdır. Ayeti celilede ‘’ Biz onu mubarek bir gecede indirdik.kuşkusuz biz uyarıcıyızdır.Katımızdan bir emirle her hikmetli işe o gecede hükmedilir.DUHAN 3-4

ÜÇÜNCÜ AŞAMA; Herşeyin Allahın cc izniyle gerçekleştiğine hiç bir şeyin onun iradesi dışına çıkamadığına inanmaktır. Ayeti celilede Rabbimiz buy.’’ Alemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.TEKVİN 29

Başka bir ayette ‘’ Allah cc dileseydi o peygamberlerden sonra gelen milletler, kendilerine açık deliller geldikten sonra birbirleriyle savaşmazlardı. Fakat onlar ihtilafa düştüler de içlerinden kimi iman etti.kimi inkar etti. Allah dileseydi onlar savaşmazlardı.Lakin Allah cc dilediğini yapar. BAKARA 253

Yüce Allah cc kendisinin istemedikce hiçbir isteğimizin gerçekleşemeyeceğini her ne yaparsak onun dilemesi ve izin vermesiyle gerçekleştiğini beyan etmektedir.

Yine Allah dilediği olur dilemediği olmaz derler. Hidayet Allahın elinde Bundan dolayı Peygamber as ey kalpleri evirip çeviren Allahım kalbimi dinin üzere sabit kıl.buyuruyor.

(Ey insanoğlu!) sana gelen her iyilik Allahtandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Ey Muhammed! Biz seni bütün insanlara bir elçi olarak gönderdik. Buna şahit olarak da Allah yeter.(Nisa Suresi,Ayet 79)

Allah dilediğini yapar diyoruz.

Müseyyidden rivayet edildiğine göre Ebu Talib can çekişirken Resulullah as yanına girdi.yanında ebu cehilde vardı. Resulullah as Ey Amcacığım! Allah tan başka ilah yoktur’’ de bu sözü Allah katında senin için bir hüccet olarak göstereyim diye buyurdu. Bunun üzerine Ebu Cehl ve Abdullah,ibni ebu umeyye; Ey Ebu Talib ! Abdulmuttalibin dininden dönüyormusun’ dediler Bu sözü devamlı tekrar ettiler. Sonunda Ebu Talib son söz olarak Abdulmuttalibin dini üzere dedi. Resulullah as şöyle buyurdu. ‘’ Nehy edilmediğim sürece senin için Allahtan cc mağfiret dileyeceğim. ‘’ Ancak daha sonra şu ayet indi. ‘’ Cehennemlik oldukları belli olduktan sonra akraba bile olsalar Allaha ortak koşanlaer için mağfiret dilemek Peygambere ve Müminlere yaraşmaz. TEVBE 113

Ayrıca şu ayet indi;’’ Sen sevdiğini doğru yola iletemezsin ancak Allah dilediğini doğru yola iletir. Ve doğru yola erecekleri daha iyi bilir. KASAS 56

Abbas b.abdulmuttalip(amcası) riv göre o Resulullah as Amcana bir faydan olmadımı? Oysa o seni koruyor ve senin için başkalarına kızıyordu. Dedi. Resulullah as ise şöyle dedi.’’ O Cehennemin hafif bir bölgesindedir. Eğer ben olmasaydım cehennemin en alt tabakasında olurdu. BUHARİ VE MÜSLİM.

Evet demekki Allahın istemesi lazım.

DÖRDÜNCÜ AŞAMA;

Her şeyi Allahın yarattığına inanmaktır.Yüce Allah şöyle buyuruyor.’’ Allah her şeyin yaratıcısıdır.o her şeye vekildir.’’ZÜMER 62 YİNE ‘’ Her şeyi yaratıp ona bir nizam veren ve mukadderatını tayin eden Allah yüceler yücesidir. FURKAN 2

Evet dolayısıyla kulun fiillerini Allahın yaratmasıyla meydana gelir. ancak onu fiilen yapan kuldur,Allah değildir. Kul sadece o fiili işler,Allah ise yaratır.Böylece o,yaratma itibariyle Allaha, İşleme ve yapma itibariyle de kula nisbet edilir.

Dolayısıyla meydana gelen her şey Allahın cc yaratmasıdır. Ancak Allahın sıfatları böyle değildir. Örneğin Kuran-ı kerim Allah cc onu kulu Muhammed as indirmiştir. Fakat o mahluk değildir.çünkü kuran Allahın kelamıdır.Allahın kelamı da sıfatlardan birisidir.Allahın sıfatları ise mahluk değildir.

Bunlar kadere imanın dört aşamasıdır. Hepsine inanmak şarttır. Yoksa kadere inanmamış oluruz.

Kadere imanın faydası çoktur.

Çünkü insan her şeyi Allahın emrettiği ve dilediği gibi gerçekleşeceğini bilirse rahatlar, Nitekim bir hadiste Resulullah as Müminin durumuna hayret edilir,onun her hali hayırdır.Bir nimete nail olsa şükreder böylece onun için hayır olur.Başına bir sıkıntı gelse sabreder böylece oda onun için hayır olur. MÜSLİM

AYETTE ‘’Deki Allahın yazdığından başkası isabet etmez’’ insan bunu duyunca rahatlar ve sabreder veya şükreder.

BELALARA SABREDER

Kul başına gelen musibetlerin Allah’ın kaza ve kaderi ile olduğuna gönülden inandığında belalar ona basit gelir,musibetlerin yükü hafifler ve azabın hoş tadını almaya başlar.

Ayette ‘’Biz sizi biraz açlık mallardan canlardan eksiltmeyle imtehan edeceğiz sabredenleri müjdele buyuruyor.’’

Sabırlı ve tevekkül ehli bir kadının kocası ölür ve dul kalır. Kadınlar toplanıp onu feryadı figan etmeye,kızgınlığa itmeye çalışır,ona kocasıyla geçen parlak geçmişi hatırlatırlar.Kadın sabır ve tevekkül diliyle şöyle der’’ Ben kocamı rızık veren değil,yiyip içen bir adam olarak gördüm.yiyen ölünce geride rızık veren kaldı.

ÖLÜMDEN KORKMAZ VE DÜŞMANLARI KARŞISINDA CESARETLİ OLUR;

Sahabeyi güçlü kılan buydu. Çünkü insanın ömrü sayılı günler ve belli nefeslerdir. Allah cc şöyle buy.’’ Ömrü uzun olanın çok yaşaması ve ömürlerin azalması şüphesiz Kitab’tadır. FATIR 11

Hz Ali ra Hiç korkmadan müşriklerin yapacaklarından. Hz Resulullah as yatağına yatıyordu.

HAYIR VE ŞER DEMEK İSE; HAYIR: Bol kazanç,helal rızık ,sağlık ,eş,çocuk insana faydalı şeyler ŞER İSE: Cahalet,fakirlik,hastalık,evlatsızlı vb. bunların hepsi hayırda şerde Allah’cc dandır. Nitekim ayette’’ Bir deneme olarak sizi hayırla da, şerle de imtehan ederiz.Ve siz,ancak bize döndürüleceksiniz. ENBİYA 35

Allah cc bazı şeyleri büyük faydalar getireceğinden dolayı bir şerri,hayırlı ve hikmeli olduğu için taktir eder. Ayette ‘’ İnsanların bizzat kendi işledikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozulduki Allah cc yaptıklarının bir kısmını onlara tattırsın; belki de (tuttukları kötü yoldan) dönerler. RUM 41

Hayır ve şerriyle Kadere inanman sözü Peygamber as şu sözüyle çelişmezmi diyenler olabilir ‘’ Allahım ! Şer sana nisbet edilmez’’ MÜSLİM 771

Cevaben derizki’’ Allahın sırf şer yaratması imkansızdır. Allah her şeyi bir hikmete binaen yapmaktadır . örneğin Bir yağmur yağdırır bu tarlası olan için hayırken sokakta kalan için şer olabilir. Verilen malda sağlık ve ya hastalıkta böyledir. Yoksa Allah zulmetmez şerde zulüm değil imtehandır. Günahlara kefarettir. Onuniçin abid bir kadın eli yara olunca sabretmiş, Allaha şükretmiş ve Vallahi ödülünün tatlılığı bana, Sabrının meşaketini unutturuyor. Demiştir.

Yine Şer ,Hakikatı Allahın fiilinde değil yaptığı etkidedir. Ayette ‘’ Deki Yarattığı şeylerin şerrinden…sabahın Rabbine sığınırım..felak 1-2

Bir adam hasta olsa dağlama yapılsa o acı ona şerdir. Ama daha sonra faydasına olacaktır.

Şayet birisi Bununla Allahın ‘’Sana gelen her iyilik Allahtandır. Başına gelen kötülük ise nefsindendir.NİSA 79 Ayetiyle çelişmiyormu derse cevaben derizki; ‘’ Sana gelen iyilik Allahtandır’’ Yani onun lütfudur.Başta ve sonda sana bu ihsanda bulunan o dur. ‘’ Başına gelen kötülük ise nefsindendir ‘’ Yani sebebi sensin. Onu taktir eden Allah tır cc. Fakat sebeb olan sensin. Nitekim başka bir ayette ‘’ Başınıza gelen her hangi bir musibet,kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündedendir.Allah çoğunuda affetmiştir. ŞURA 30.