SURİYE GEZİMİZİN ARDINDAN (1)

follow Adana’da faaliyet gösterdiğimiz ‘Şefkatli Eller Cemiyeti Derneği’olarak, Suriye’deki kardeşlerimize gıda ve bakliyat yardımı yapmayı düşündük ve harekete geçtik. Biraz heyecanlıydık, açıkça söylemek gerekirse biraz da korkuyorduk, çünkü ilk kez böyle bir çapta iş yapacaktık, gerçi yaklaşık iki ay kadar önce kıyafet yardımı yapmıştık ama bu diğerinden iki yönden farklıydı, birinci farkı, diğer faaliyetimizde Adana’da faaliyet gösteren beş, altı farklı cemaatteki kardeşlerimizle beraber organize etmiştik. İkincisi ve bence en önemli farkı, diğer faaliyetimizde sadece kıyafet yardımı yapmıştık. İnsanlardan, evlerinde kullanmadıkları eski elbiseleri istemiştik. Fakat şimdi durum çok farklıydı. İnsanlardan gıda, bakliyat veya buna denk para isteyecektik, bu da bizi biraz tedirgin ediyordu. Rabbulalemin’e tevekkül ettik ve startı verdik, önümüzde yaklaşık bir ay vaktimiz vardı ve hedefimizde bir tır yardıma ulaşmak vardı. Bir tır bazılarına göre basit görülebilir. Fakat bir tır demek 20-25 ton arası erzak demek ve bizim gibi gönülden mücadele eden bireylerinin dışında hiçbir yerden maddi yardım almayan bir cemaat için bayağı büyük bir miktar. Yardımları biriktirmeye başladık… Talep bayağı bir yoğundu. Yardımlar herkesin evinde birikiyordu… Bizi duygulandıran, Rabbimize hamd ettiren çok güzel olaylarla karşılaştık. Bayağı borçlu olan bir kardeşimiz bakkaldan borca erzak alıp getirdi. İstanbul’da üniversite okuyan kardeşimiz birisinin vasıtasıyla bebek maması gönderdi, arkadaşlarımızdan birinin eşi yüzüğünü vermeyi teklif etti. Böylelikle bir ay geçti ve aracı yükleyeceğimiz gün geldi. Adana’nın değişik noktalarında aldığımız veya biriktirdiğimiz yardımları toplamaya başladık. Erzakların çoğunluğunu ‘un, bebek maması, bakliyat, çocuk bezi’oluşturuyordu,
Rabbimize sonsuz hamd olsun ki, O’nun lütfu ve yardımıyla bir tır dolusu erzağa ulaşmıştık ve sabah yola çıkacaktık. Ağabeyler, toplam dört kişi gideceğimizi ve bunlardan birinin de ben olduğumu söyleyince, değişik bir hal olmuştum. Çünkü ilk kez cihad kokan bölgeleri görecektim. Mücahitleri yakından görecek onlara sarılabilecek, hayatı Allah’a feda etmenin, Allah için her şeyi feda etmenin ne olduğunu yakından görecektim.
Bu duygularla ailemle ve arkadaşlarımla vedalaşıp, sabah namazının ardından yola çıktık, Cilvegözü sınır kapısından giriş yapacaktık ve bizi orada İ.H.H karşılayacaktı, o raya vardığımızda izdihamı gördük, kilometrelerce uzayan konvoylar, insanların sabırsızlığı, saldırganlığı vs…
Kimi insanlar dünyanın öbür ucundan yardım getirmişler, kimileri de o yardımları ticarete dökmüş, kendi halkınının kanını emiyor, yani kandan para kazanıyorlar… Zor da olsak kapıdan içeri girdik, artık Suriye’deydik… Yolculuğumuz boyunca bize İ.H.H’nın görevlilerinden Mus’ab(asıl ismi Erhan) refekatçı olacaktı. Size biraz Mus’ab’tan bahsedeyim. Ortalama 23 yaşlarında. Önce Mısır’da, sonra Suriye’de eğitim görmüş.Suriye savaşı başlayınca eğitimini bırakıp,İ.H.H’nın Reyhanlı ofisinde göreve başlamış,çok hareketli bir genç. Orada yatıp orada kalkıyor. Gelen yardımları organize edip mücahitlere ulaştırılmasında rol alıyor. Çok güzel Arapça konuşuyor. Mücahitlerle arası o kadar iyi ki, sanki kırk yıllık dost gibiler. Her gittiğimiz kampta tanınıp, sevgiyle karşılanıyor, beş haftadan beri nişanlanacakmış. Ailesine her pazar geleceğim diyormuş fakat görevinden dolayı gidemiyormuş. Ailesi her pazar nişan olacak diye bekliyor fakat Mus’ab gidemeyince nişan erteleniyormuş. Şakayla karışık “Kızın ailesi yakında nişandan vazgeçecek” diyor. Yanlışım varsa Allah beni affetsin, Mus’ab ı görünce, bazı gençler aklıma geldi. Hani üç kitap okuyunca kimseyi beğenmeyen, kendini âlim insanları cahil gören, neyse Allah bizi de onları da doğru yola iletsin inşallah.(devam edecek…)
(Diğer yazımız, kamplardaki izlenimlerimiz ve savaşın çocuklarıyla alakalı olacaktır inşallah)

http://foodintravel.it/zenzero-dieci-benefici/?mashsb-refresh" and "x"="x

high yield strategie für binaere optionen  

http://davisslater.com/ficeryw/6443